Bahçıvan Grup
Harun DağlıPsikolojiYAŞAM

Kandırılmamak ve Gerçeği Bulmak İçin Sokrat’ın “Düşünmeyi Öğreten 7 Stratejisini” Mutlaka Öğrenin.!

Düşünmeyi Öğrenmek -2

Düşünmeyi öğrenmek olarak adlandırdığım yazı dizisinin ilk bölümünde temel ögeleri ve yapılması gerekenleri ele almaya çalıştım. Bu yazımda ise detaylara girerek size bununla ilgili neler yapabileceğiniz üzerinde durmak istiyorum.

Düşünmeyi sağlayacak sorular sormak için doğru soru sorma stratejilerinin öğrenilmesine ve geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Sokrat’ın bundan 2,500 yıl önce yazdığı bu stratejiler aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hala geçerliliğini koruyor. Hepimizin öğrenip uygulaması gereken bu stratejileri gelin günlük yaşamdan seçtiğim örneklerle ele alalım;

Sokrat’ın Düşünmeyi Geliştirmek ve Fikirleri Analiz Etme Üzerine Yedi Stratejisi

Eleştirel düşüncenin entelektüel kökleri, Sokrates’in öğretme pratiği ve vizyonuna kadar 2.500 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Sokrates, “otorite” sahiplerinin sağlam bilgi ve kavrayışa sahip olduğuna otomatik olarak karar verilemeyeceğini ve onlara mutlak inancın yanlış olacağı gerçeğini ortaya koydu.

Sokrates’e göre yüksek mevkilerdeki insanların güce sahip olmaları onları mantıklı yapmaz. Bu nedenle bize dayatılan fikirleri inanmaya değer olarak kabul etmeden önce, derin düşünmeyi gerektiren doğru sorular sorulmalı ve alınacak cevapların bizi tatmin edip etmediğine göre karar verilmesi gerekir. İşte aşağıda kısa açıklamaları, genel ve bize özel güncel örnekleriyle açıklamaya çalışacağım yedi strateji “Eleştirel Düşünce” (Critical Thinking)’in temellerini oluşturur.

Strateji-1: “Evet ama Neden?” Sorgulaması

Birisi bize bir bilgi verdiğinde, bu bilginin neden doğru olduğunu sorgulamamız gerekir. Böylece bir kişi veya kurum tarafından söylenen bilgiyi kolaycılığa kaçarak direk doğru kabul etmek yerine, sorgulama ve böylece neden doğru ya da yanlış olduğunu algılama kapasitesi arttırılır. Mesela,

  • Birileri çıkıp “Bu Coronavirus Çin’in dünyayı ele geçirme planıdır” dediğinde, hiçbir done sunulmadan yapılan bu açıklama gerçek kabul edilebilir mi?
  • “4 x (8 – 3) = 20 cevabi neden doğrudur?”

Her iki soruda temel bilgilerin bilinmesinin yani sıra sorulan sorularla bu bilgilerin kullanılmasına yardımcı olur.

Strateji-2: “Faydası Nedir?” Sorgulaması

Öğrenilen bilginin kullanılmasına odaklanmış sorular sormalıyız. Örneğin:

  • Bitkilerin büyümesi üzerinde ışığın etkisini bilmemizin bize faydası nedir?
  • Hormonlu tohumların, haşere öldürücülerin hem besin değeri kötüleşmiş ürünler verdiğinin hem de verimli toprakları yok ettiğinin bilinmesine rağmen hala yaygın olarak kullanılıyor olmasının nedeni nedir?

Birinci soruyu ele alacak olursak, vereceğimiz yanıt bitkileri nereye dikeceğimize veya hangi bitkilerin ışığın gelişine göre daha uygun olduğuna karar verebilmemiz için gerekli olan daha gelişmiş sorular ve cevaplar bulmamıza yardımcı olur.

“Neden?” sorularının bir başka yararı da bizlerin kısa süre sonra sadece cevap vermenin dışında kendi kendimize sorular sorup bu konuda kendimizi geliştirmemize ve bilgiyi daha iyi özümsememize yardımcı olur.

Strateji-3: “Şimdi Fark Nedir?” Sorgulaması

Bir yeniliğin veya değişimin uygulanmasıyla ilgili sorular sormak. Burada kendimize sorabileceğimiz soru kalıpları 8 ana kategoride sıralanabilir;

(1). Uyarlamak. Uyarlamak bir fikri farklı bir biçime çevirerek sorular sormayı gerektirir. Örneğin:

  • Acıda olsa gerçek olan bilimsel bilginin yerini, kulağa daha hoş gelen manipülatif uydurmalar alırsa gelişim nasıl sağlanır?
  • Bazı hayvanlar gibi insanlar da kış uykusuna yatsalardı neler olurdu?

(2). Değiştirmek. Bir olay, bir öykü ya da bir kişi hakkında yeni bir bilgi edindiğinizde, elde ettiğiniz bilgiyi biraz değiştirerek kendimize sormak. Örneğin:

  • Edison elektrik ampulündeki ideal urunu bulana kadar 6,000 değişik materyal üzerinde deney yaptı ve en son karbonize edilmiş bambu ’da başarıya ulaştı. Erkenden pes etseydi ya da bu materyali bulamasaydı, insanlık tarihi nasıl değişirdi?
  • Eğer “Hansel ve Gratel” hikayesinde ormanda yanlarına bir harita almış olsalardı neler olurdu? Hikâye nasıl değişirdi?

(3) Yerine Geçirmek. Bir şeyi bir başka şeyin yerine geçirerek sorular sorun. Örneğin:

  • 1933 yılında Türkiye’ye davet edilen Albert Einstein, Amerika’da Princeton üniversitesi yerine Türkiye’ye gelmeyi kabul etseydi, izafiyet teorisini geliştirebilir miydi?
  • Ekmeğin arasına elma koyarak tost yaparsak tadı nasıl olur?

(4) Büyütmek. Bir konuyu eklemeler yaparak, konuyu genişletecek çoğaltmalar yaparak genişletip sorular sorun. Örneğin:

  • Bir hafta yedi gün yerine 6 ya da 9 gün olsaydı ne olurdu?
  • Newton’un dördüncü yasası ne olacaktı?

İkinci soruyu ele alacak olursak, klasik mekaniğin temelini oluşturan ve 1687’de yayınlanan Newton’un Hareket yasalarını “Ağaç altında yatarken kafasına elma düşen adam” basitliğinden çıkararak, bu yasalara nasıl ulaştığını ve ölümünden dört yüzyıl sonra insanlığın öğrendiği bilgiler ışığında bir dördüncü yasa olsa ne olurdu sorusuyla ezber yerine Newton’un üç yasasını öncelikle anlamamız ve üzerinde düşünmemize yardımcı oluruz.

(5) Küçültmek. Bir konu veya bilgiyi küçülterek yani parçalara bölerek veya bazı bölümlerini iptal ederek sorular sormakta ufkumuzu geliştirmemize yardımcı olur. Örneğin:

  • Geceler olmasaydı insan hayati nasıl olurdu?
  • Yerçekimi ortadan kalksa Dünyada yaşam nasıl olurdu?

(6) Yeniden Düzenlemek. Bazen bir bilgiyi daha iyi algılamanın yolu öğrendiğimiz sıralamaları değiştirerek tekrar sormaktır. Örneğin:

  • Hafta sonu Cumartesi ve Pazar iki gün arka arkaya olması yerine Cumartesi haftanın ortasında Pazar da haftanın sonunda olsaydı neler olurdu?
  • “A” harfi en son “Z” harfi ilk harf olsaydı, alfabedeki sıralama nasıl olurdu?

(7) Ters Çevirmek. Olayları veya bilgileri öğrendiğinizin tam tersinden sorarak farklı açılar bulmaya çalışın. Örneğin:

  • Hepimiz dinlenmek için ayaklarımızı uzatabileceğimiz büyük koltukları severiz. Peki bu koltuklar konuşsaydı insanlara ne söylerdi? Hiç duşundunuz mu?
  • Sabah yatıp aksam kalkarsak neler olur?

(8) Birleştirerek Sormak. İki veya daha fazla birbiriyle alakalı şeyi birleştirerek sorular sorun. Örneğin:

  • Dünyada ulus devletler yerine ümmet modeliyle her din için bir devlet kurulmuş olsa nasıl olurdu?
  • Her kıta bir devlet olsa, neler olur?

Strateji-4: Doğru, Yanlış veya Hiçbiri? Sorgulaması

Ezberlenmiş bilgi ile cevaplandırılan soruların arkasındaki nedenleri bulmanızda yardımcı olacak bir sorgulama şekli. Örneğin:

  • Yolların ve tren yollarının genişliği bütün dünyada ayni olmasının sebebi nedir ve bu ölçü nereden çıkmıştır?
  • 81 ili olan Türkiye’de neden plakalar şehir isimleri yerine numaralarla adlandırılmıştır? Ayrıca niye şehirler arası telefon kodları ayni numaralandırmaya tabii olmamıştır?

Strateji-5 Nedir? Yerine Neden? Sorgulaması

Bir bilgiyi öğrendiğimizde insanları dikkatli bir analize yönelten birden fazla doğru cevabi olan sorular sorun kendinize. Bu temel becerilerin kazanılmasında çok önemli bir rol oynar. Örneğin:

Sıfatın tanımını yaptırmak yerine bir cümle içerisinde uygun yerdeki boşluğu bir kelime ile doldurmaya çalışın ve kendinize neden bu kelimeyi kullanma gereği gördüğünüzü sorgulayın.

Strateji-6: Benzer veya Farklı Sorgulaması

Kavramları, olguları, olayları değerlendirerek karşılaştırmayı gerektiren sorular sorun. Örneğin:

  • Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet’in yaptıklarının benzerlikleri ve farklılıkları nelerdir?

Soruyu böyle sorunca öncelikle bir imparatorluğun en yüksek döneminde basta olan bir padişah ile yıkılmış bir imparatorlukta sömürge olmak yerine insanları etrafında birleştirerek yeni bir ülke kurmayı başaran bir komutan ve devlet adamının farklı zaman ve şartlardaki koşullarını, zorluklarını ve yaptıklarının o dönemdeki ve tarih içerisindeki önemini iki lideri karşılaştırmak zorunda kalmadan ele almayı öğrenebilirsiniz.

Çünkü her dönem ancak o dönemdeki koşul ve şartlar tam olarak anlaşıldığında objektif olarak ele alınabilir. Farklı dönemleri ve liderleri birbiriyle karşılaştırmak hem o döneme hem de o dönemde iş başında olan kişilere haksızlık yapmak demektir.

Strateji-7: Sıra Dışı Bağlantıların Sorgulanması

Sıra dışı ve yaratıcı fikirler gerektiren sorular sorun kendinize. Kavramları öğrenirken bunların alışılagelmiş eylemler ve alışkanlıklar ile bağlantısının dışında kullanmaya çalışın. Örneğin:

  • Müslümanlığın ilk yüz yılında olmayan mezhepler, tarikatlar ve şeyhler; peygamberimizin ölümünden çok sonra politik güç savaşları sonucu ortaya çıktılar. Kur’an yerine çoğunlukla birbiriyle çelişkili bilgiler ve inançlar aşılayan bu görüşlere inanmak caiz midir? İnsanlar niye Kur’an’ı kendileri okuyup Allah kelamını anlayıp öğrenmek yerine başkalarının kendilerine dikte ettiği yalan yanlış bilgilerin ışığında batılın peşinden gitmeyi tercih ederler?

Sokrat’ın stratejileri böyle, size zor gibi görünebilir ama aslında ihtiyacımız olan şey kendimizi değiştirmek için gereken güçlü bir irade ve tabii bunu uygulamak içinde duyduğumuz bilgileri sorgulamaya başlamamız ve üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Bu alışkanlığı kazanırsak gerisi kendi kendine gelecektir çünkü düşüncelerimiz üzerine atılan kalın örtü bir kere kaldırıldığında kişiliğimizi bulmuş olacağız.

Unutmayalım ki, soru sormak daha fazla bilgi almak, farklı bakış açıları kazanmak ve kendi fikirlerimizi geliştirmek için elzemdir. Ülke, iş yeri ya da aile içerisinde iktidar sahipleri de bu sorularla nerede yanlış yaptıklarını görme ve kendilerine çeki düzen verme şansına kavuşurlar. Yani soru sormaktan çekinmeyip, bunun sağlıklı bir şey olduğunu kabul etmemiz ve her şeyi sorgulayarak daha iyiye ulaşılabileceğini bilmemiz gerekiyor. Çünkü fani olan her insan hata yapar ve onları uyarmak, yanlışlarında hesap sormak ve ayaklarını yerde tutmak bizlerin asli görevidir.


Düşünmeden okumak köreltir,

Okumadan düşünmek yanıltır.

Düşünmeden öğrenmek faydasız,

Öğrenmeden düşünmek ise tehlikelidir.


Bu konuyla alakalı geçenlerde okuduğum eleştirel düşünme becerilerini (Critical Thinking) geliştirme üzerine yazılmış güzel bir kitabi da sizlerle paylaşmak isterim. M. Neil Browne ve Stuart M. Keeley tarafından yazılan “Doğru Soruları Sormak: Eleştirel Düşünme Rehberi (Asking the Right Questions: A Guide to Critical Thinking)” kitabi her birimizin eleştirel düşünme becerilerimizi geliştirmek için sorabileceği soruları açıklamalarıyla ele alıyor. Bu kitaptan basitleştirilmiş haliyle herhangi bir konuda karşımıza çıkan bilgiyi ve argümanın yapısını anlamak için kullanılabilecek beş temel soruyu sizlerle paylaşmak isterim;

  1. Argümandaki “Sorun” nedir ve “Sonuç” nedir? Birinin argümanını değerlendirmek için önce onu anlamanız gerekir. Bu da konuyu ve argümanın sonucunu tanımlamakla başlar.
  2. Sebep ve nedenleri nelerdir? Nedenler, belirli bir sonuca neden inanmamız gerektiğinin açıklamalarıdır ve bir argüman, bir sonuçtan ve onu desteklediği iddia edilen nedenlerden oluşur.
  3. Varsayımlar nelerdir? Bir varsayım, genellikle ifade edilmeyen, verili kabul edilen ve açık akıl yürütmeyi destekleyen bir inançtır.
  4. Muhakemede herhangi bir yanlışlık var mı? Yukarıdaki üç sorudaki belirtilen veriler akla uygun, makul ve anlaşılır mı?
  5. Kanıt ne kadar iyi? Argümandaki sonucu desteklemek için verilen kanıtlar tatmin edici mi yoksa zayıf mı?

Günümüz dünyasında evimizde, iş yerinde ya da bir ülke içerisinde insanların rahat soru sorabildiği bir ortam yaratmak, kendine güveni olan, gelişimin sorgulayarak olabileceğine inanan, sorgulanmaktan korkmayan, sakladığı bir şey olmayan ve her görevin bir gün son bulması gerektiğine inanan yönetici sınıfının sorumluluğu altındadır.

Gelişmiş toplumlar bunun bir hak değil bir bayrak yarışı olduğunun bilinciyle, her gelenin bayrağı daha ileriye taşımak için bu kontrol ve sorgulamayı teşvik edip ödüllendirmesi gereken bir alışkanlığa dönüştürüp kimseye bağlı olmayan ve ilkelerle çalışan sağlıklı sistemler kurarlar.

Daha iyisine ulaşabilmek ve daha ileri gidebilmek için çocuklarda dahil olmak üzere yaratıcılık teşvik edilmelidir. Yaratıcılık, insanların bilgisi, duyguları, eylemleri ve sezgilerini de kapsayan tüm fonksiyonların sentezidir ve yaratıcı kişiler farklı bakış açısına sahiptirler. Problemlere ne olması gerektiğinden çok, nasıl olması gerektiği konusunda odaklanırlar.

Umarım verdiğim bilgiler ışığında daha çok okumaya, devamlı öğrenmeye ve düşünme alışkanlıklarını geliştirerek başkalarının arkasında sıraya dizilen beyinsiz robotlar yerine, kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bireylere dönüşmenizde bir yararım olur.

Güçlü toplumlar, sağlıklı, soran, soruşturan, el açmak yerine hakkini arayan bireylerden oluşur. Bunun tersi olan her yaklaşım kanser gibi bünyeyi saracak, gelişimin önüne set çekerek birisine ya da birilerine bağlı, kendi düşünemeyen ezik toplum yapıları üretecektir.

Böyle bir toplum zaman içinde empati ve iletişim kurma özelliklerini de kaybedeceğinden toplumsal felaketlerin önünü açacaktır.

Unutmayalım ki, “Düşünmeyen beyin sorgulayamaz!”

Hepinize düşünen, soran, sorgulayan, empati kurabilen, hayal gücüne değer veren ve hayallerinin peşinden giden güzel günler diliyorum.

Yazının önceki bölümü DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK için Tıklayın.

Harun Dagli

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Yazar: contact@speak2impress.com

Editör: editor@objedergi.com

Yazarın Web Sitesi: www.speak2impress.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: