Bahçıvan Grup
PsikolojiUmut Nisanoğlu -Sokak ÇocuğuYAŞAMYAZARLAR

SEVGİ HER ZORU AŞAR

“Sevgi her zoru aşar”

Geçen hafta makalemi bitirdiğim bu cümleden devam etmek istiyorum.

Önce sevgiye bakalım. Sevgi; insanları birbirine yaklaştıran ve içsel olarak bağlayan doğal bir ruhsal eğilim, etkin bir güç! Hatta güven, dostluk, bağlanma, sempati, şefkat gibi duygu ve eğilimlerin temelini oluşturan ve tüm yukardaki unsurları içinde barındırma kabiliyetini gösterebilen, ağırlığı yüksek bir kelime.

İki basit örneklemeyle anlatmaya çalışacağım, kaldı ki sevgi kelimesini anlata anlata bitiremeyeceğimiz de muhakkak!

Gelin bir hayal kuralım;

İlgi duyduğunuz bir insanla bir akşam yemeğine çıktığınızı düşünün. Şarabınızı yudumlarken, sohbet ettiğiniz sırada, karşınızdaki insanın telefonunu sessize alıp, masaya ters bıraktığını fark ediyorsunuz. Sizin bunu fark ettiğinizi anlayınca, mesajlara cevap vermemek için internetini kapattığını söylüyor size.

Biliyorum çokça etkilendiniz bu hayalden devam edelim,

İçsel olarak işte budur deyip, çok güzel bir ilişkiye yelken açıyorsunuz. Bir süre mutlu ilişkiniz devam ediyor, sonrasında öyle bir hale geliyor ki artık büyük harfler başlıyor. Bağrışmalar, tartışmalar belki de kavgalar…

Kısacası; sizin için sessize alınıp, internet kapatılarak, gördüğünüz olağan üstü saygıdan ve sevgiden, bir anda önünüzde yapılan bir telefon görüşmesinde, hoparlörün sesinin kısılmasına uzanan bir sevgisizliğe dönüşüyor.

Ve peşi sıra ayrılıklar ve hatta evliyseniz boşanmalara varan sonuçlar…

Peki, gelelim sevginin her zoru aşma kısmına,

Bu sevgisizlik, gerginliğin etkisiyle büyük harfe, yani bağırmaya! Bağırmanın karşı etkisi bir süre sonra hissizleşmeye dönüşüyor. “Ha bağırmışsın ha bağırmamışsın etkisi!” de diyebiliriz. Belki, biraz da yok saymalar!

Büyük harfle konuşmanın diğer bir etkisi de bağırırken düşünememektir. “Bağıran insan aynı anda düşünemez!” Neden bağırmayı tercih ettiğinizi keşfetmeniz gerekiyor! Niteliklerinizi hatırlayıp, doğru kelimeleri seçerek, doğru vurgulamaları yaparak ve beden dilinizi koordineli kullanmanız gerekiyor. Kaldı ki karşınızdaki çocuğunuz dahi olsa bunu yapmanız gerekiyor.

Hakikaten konu madem çocuklara geldi, gelin buna da bir örnekleme yapalım.

Ebeveyn olarak yemek hazırlıyorsunuz. Yemeği tabağa aldınız. Bir sonraki adımınız direk “Yemek hazır” diye bağırmak! Çocuğunuz gecikince de “Hadi bak soğuyor gel artık” ve sonrasını siz biliyorsunuz zaten!

Evet yemeği yaparken emek harcadınız da bir de şunu denesek;

Yanına gitsek, çocuğun saçını okşasak, öpsek ve kulağına hafif bir tonla “Yemeğin hazır canım seni bekliyor” desek!

Bunu kesinlikle yapmanızı ve farkı görmenizi istiyorum.

Kısacası, “Seni seviyorum” cümlesi çok kutsaldır. Bu cümle o kadar kutsaldır ki, söylenmesi gereken tek bir yer vardır. Sözü söylediğiniz insanı bir mabet ilan etmek gibi olmalı, hatta varlığına her daim şükretmeli ve sahip olma gururunu içsel olarak yaşamalısınız. Sevdiğiniz insandan yeri geldiğinde af dilemelisiniz. Sizi rahatsız eden tüm konuları biriktirmeden, anında konuşarak, çözüme kavuşturmanız ve tartıştığınız konularda bir uzlaşıya varmanız gerekiyor.

Seviyorsanız aklınızdan çıkarmamanız gereken bir tek şey var!

“Yaşadığınız hayat ve sevginiz bir ön izleme değil gerçeğin ta kendisi”

Sevgi dolu günlerinizin sağlıkla olması dileklerimle…

Umut Nisanoğlu

İletişim için:

Yazar: unisanoglu@hotmail.com

Editör. objedergi@gmail.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: