Bahçıvan Grup
Katre TurcaSerbest YazılarYAŞAM

KOKULAR VE MEKANLAR

Annem der ki:

Bizi Hacı Şakir Kalıp sabun koklatarak ferahlatırmış, temizliğe – hala – çok önem verdiği için kundak bezlerimizden oda eşyalarına kadar koku saf beyaz sabunmuş. Kokular ve mekanlar o çağlardan beri zaman yolculuğuna yol açıyor bende.

Bebek maması kokusunda, henüz emzikliyim. Eski bir zarf kokusunda, o yıllardaki ilk aşkımın haberini beklemekteyim. Güzel.. Anlaşılabilir.. Sanırım.

Ya mekanlar?

Biliyor musunuz ta çocukken Kıbrıs’a ilk gittiğimiz yıllarda, Makarios’un Köşkü ‘ne şöyle bir göz gezdirmeye gitmiştik.
Oradaki kokuları yıllar sonra bir araya getirdim.
Clinique’in bir kokusu ve Chanel 5 karışımı, pudra katkılı çiçeklerin greyfurtların yapraklarının taç yapraklarının bileşimi.
Ağır mobilya ve korkutucu geçmişin izleri de cabasıydı.
Eskaza bu kokular bir araya gelip, bir yerlerde çarpıştığımızda yine oraya gidiveriyorum sanki.
Anılarımda annemin teyzesi Cicianneannem Nebahat’ in şahane kolonya – parfüm koleksiyonunun da yeri var.
Eşi Kurt Dede’nin – Alman Kurtları beslerdi- olağanüstü kütüphanesinin 1940’lardan beri biriktirdiği, okuduğu onca kitabının nefis, çekici, unutulmaz büyüleyici kokusunu da ekleyince..
.. anneannemden çok onların evine gitmek isterdim.
Pikapta Şenay dönerdi.. Erol Evgin “Söyle canım” derdi..
Evet, tabi ki müziğin ve plak cızırtısının da sevilenleri tekrar hayata döndürebilmek gibi bir etkisi var.
Anlık ta olsa. Özlem gidermeye yetiyor, cidden ama.
Yıllar sonra aldığım hiçbir bebek, bana rahmetli babamın, bir komşu çocuğunun bebeğini vermedi diye ta Almanya’ dan getirttiği üç şirin ilk bebeğin kokusuna değinemedi bile.
Yıllar sonra Kuzey Kıbrıs’a yeniden gittim. Sonraları ise, Ercan Havalimanı’na ilk gittiğimde aldığım kokuyu takip ediyorum her gidişimde: Yeşil, huzur dolu ve çocukluğun saf – pür meraklı hallerinin anı. Her Türk için olduğu gibi, her Anadolu insanı ve tarih bilen değer bilen hür irade için olduğu gibi benim için de orası bir miras ve anılar bütünü..
Kenzo’nun Kashaya diye bir parfümü vardı.. Bende hala var. Eşimin ilk hediyesiydi ve ona başka hediyeler eşlik etmişti.
Kutlay’la tanıştığımız zamanları ve onca yıllık dostluğumuzu hala o koku tanımlar. Gülben’le Lefkoşa’daki Mezzaluna’ ya gidişlerimizi ve ortamı dolduran tavuk dolması kokusunu ülkede bulamıyorum..
Buna rağmen iştahım hala açık..

İştahım açık:

Doğruya, netliğe, dürüstlüğe, dostlarla yeni tanışlarla paylaşılan içkilere, yemeklere, nefis söylemlere ve özgürlüğe.
Barış kokan bir ülkeye, bir Akdeniz’e, bir dünyaya.. İştahım açık.

Hafızam net ve şuurum açık:

Kokular mekanlar ve insanlar, müzik birleşince büyülenmiş gibi hissetsem de bu yeteneğimin beni ayakta tuttuğu da, açık.
Şükranlarımı sunuyorum ki okuyorsunuz, fikir belirtiyorsunuz, anlıyorsunuz.
Anlayan ve anlamak isteyen, hisseden herkese kapım açık.
Obje Dergi Ailesi’nin esintili bir üyesi olmanın yanı sıra, sizin de düşüncelerinizin ve meyillerinizin takipçisi olmak istiyorum.
Mail adresimi biliyorsunuz. Yazın ve fikir verin.
İletişim için tüm kokularınız ve söylemlerinizle, mekanlarınızla, anılarınızla karşımda belirmeniz için sabırsızlıkla bekliyorum.
Sevgilerimle.
Katre

İletişim için

Yazar: katreturca1@gmail.com

Editör: editor@objedergi.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: