Bahçıvan Grup
Özlem YıldırımSağlıkYAŞAM

Çocuklarda Ekran Bağımlılığını Çözmenin 16 Yolu

Eskiden bebek doğar 40 gün gözünü açmazmış. Ya da öyle olduğuna inanılırmış. Şimdiki nesil ise tam tersi daha ana karnında başlıyor ekran merakı. Neredeyse ultrasona girince oradan bir selam çakıverecekler. Doğar doğmaz hatta doğumhanede telefonlarla, fotoğraf makinelerine poz vererek dünyaya selam veriyorlar. Kanlar içinde, her yerleri buruş buruş vaziyette ilk boy portre fotoğrafları ile hayata merhaba diyorlar.

Annesi ile ilk buluşma anı, göbek kordonu kesiliş anı, babanın kucağında o muşmula suratıyla ilk bakışı ile aile fotosu derken çocuk anlıyor kimin ne olduğunu. Muhtemelen de nasıl annesini babasını kokusundan sesinden tanıyorsa onların cep telefonu hangisi onu da biliyordur bence. ‘Hmm bu bizim telefon bu babaannemin telefonu, şu da anneannemin olsa gerek. Bunlar kaç para millet bir tane de bana taksanız ya doğum hediyesi olarak’ diye düşünüyor bile olabilirler. Ne de olsa bunlar ‘folik asit çocukları’ kafalar doğuştan zehir.

Zaman geçmeye başlıyor evdeki süreçte televizyon ile tanışıyor. Tanışmamış olması ne mümkün? Uzmanlar bu konuda çok kısa ve net: Ekrana hayır! İki yaşına kadar bebeğin ekrana maruz kalması, birçok yönden olumsuz olarak bebeği etkiliyor. Nesi olumsuz? Televizyon, tablet, telefon, PC ile oyalanıyor işte diyenlerdenseniz, haydi birlikte bir göz gezdirelim dijital dünyanın vazgeçilmezi ekranın nelere yol açabildiğini?

Dikkat Dağınıklığına Sebep Olabiliyor 

Küçük yaştaki bir çocuğun sürekli renkli ve sıklıkla görüntünün değiştiği görsellere maruz kalması dikkat dağınıklığını tetikliyor. İleriki yaşlarda odaklanma problemine sebep olduğu ortaya çıkan bulgular arasında.

Konuşmayı Geciktirebiliyor 

Geç konuşmanın tek sebebi olmamakla birlikte televizyon, tablet, PC ,telefondan izlenen görüntüler çocuğun pasif kalmasına neden olduğu için konuşmayı olumsuz tetikleyebiliyor. Örneğin çizgi film izliyor diyelim. Bebek çizgi film ile gerçeği ayırt edemeyeceği için izlerken görüntülere tepkiler gösterir hatta ses çıkarıp konuşmaya çalışır. Fakat karşıdan yanıt alamadığı için bir süre sonra susmayı tercih edebilir. Biraz daha büyükse, zaten konuşmasına gerek olmadığını bildiği için izleme süresince yine aynı şekilde pasif taraf olması kaçınılmaz oluyor.

Sosyal Becerisinin Gelişmesini Engeller 

Özellikle yemek yedirmekte zorlanan ebeveynlerin kurtarıcısı olan ekran, anlık olarak fayda sağlasa da ekrana odaklanarak yemek yediği için hem tat alma duyusunu (çünkü o an sadece ağzına bir şeyler sokuşturuluyor) hem de kendi kendine yeme becerisini engelliyor.

Otizmi Tetiklediği Saptanmış 

Otizm, Spektrum uzmanların söylemine göre çoğunlukla genetik faktörlerden geliyor. Ancak çevresel faktörlerin de etkisi yadsınmıyor. Otizm belirtilerinde göz göze temas kurmamak, ismi söylendiğinde bakmamak, arkadaşlarıyla oyun oynamak istememek, gözleriyle bir şeye odaklanıp kalmak gibi birçok belirti gösteriyor. Ekran karşısındaki çocuk bu belirtileri bir süre sonra göstermeye başlayabiliyor. Çünkü izlediği herhangi bir şeye odaklanıp kendini çevreden soyutluyor. Böyle bir durum otizmi hem tetikliyor hem de böyle bir durum varsa sizin fark etmenizi engelliyor.

Uyku Bozukluğu ve Korku 

Ekran karşısında vakit geçiren çocuk zihinsel olarak yorulur. Ayrıca çocuğun izlediği görüntülerden farkında olmadan etkilendiği için gece uyku bozukluğuna ve kötü rüya görüp korkmasına neden olabiliyor.

Amerikan pediatristler derneğine göre ekran ilk 18 ay kesinlikle yasak olmalı. Aslında mümkün olduğunca geç tanışması, özellikle ilk 24 ay ekrandan uzak kalması önemli.

Gelelim bizim evde durumlar nasıl? 

Biraz araştırma yaptım, acaba ekrandan uzak tutan aileler var mıymış? Evet varmış ama sadece %10. Evinde televizyon bulundurmayan cep telefonu, PC, tablet ile hiç tanışmamış çocuklar, bebekler var. Bu yazının yazarı olarak durumlar siz de nasıl derseniz?  Oğlum Çınar doğduğunda evden TV’yi kaldırdık, cep telefonumuzu hiç görmedi, milyonlarca fotoğrafı telefondan çekmedik, tablet kullanmıyoruz, bilgisayarı, o uyuyunca ya da mecbur kalırsak başka odada kullanıyoruz.

Bizim evde sürekli müzik çalar, klasik müzik dinlenir, piyano başında ona resitaller düzenleriz, demeyi çok isterdim. Siz de ‘vay be’ derdiniz. Çünkü ben böyle şeyler duyunca ‘vay be bravo’ demekten kendimi alıkoyamıyorum. Eğri oturup doğru konuşalım. Bizim evde ekran açık. Ama süreli, belirli şeyler, belirli zamanlarda, tabletle henüz tanışmadı.

Yalnız yaşayan anneler beni anlar diye düşünüyorum. Elimden geldiğince onu sokağa çıkarıyordum, neredeyse her gün yaz kış demeden. Ta ki pandemiye kadar. Evde kalma süresi arttıkça ekran benim de kurtarıcım olmadı değil. Günün 14 saatini uyuyarak geçirdiğini varsayarsak geriye 10 saat kalıyor.

3 yaşına gelmemiş bir bebeğin bir aktivite ile oyalanması maksimum 15 dakika. Etkinlik arttıkça ekrana gerek duymuyoruz, kendi kendine geçirdiği ve geçirmesi gereken bir zaman var, onu da ekledik. Oynadık, zıpladık, uyuduk, uyandık yine kaldı elimizde artık zaman. Ya da yapmanız gereken önemli bir iş, telefon görüşmesi, hatta tuvalet ihtiyacı bunları da geçtim bir ara verme isteği. İşte benimde kurtarıcım oldu ekran, olmaya da devam ediyor.

Apartmanda Yaşamak

Bahçeli evlerde ya da köylerde kardeş, kuzen, akraba, büyükleriyle bir arada olma fırsatı duyan çocuklar çok daha şanslı. Ancak bir apartman dairesinde tek başınıza büyütmek durumundaysanız çocuğun tek muhatabı siz iseniz, işte o zaman ekran kaçınılmaz oluyor. Savunmuyorum ancak ben başaramadım.

Ben susam sokağı ile büyüdüm. Susam sokağı çocuğu olmak bir şans, ama bir yandan fayda sağlarken bir yandan zarar mı verdi bilmek güç? Eğer uzak tutamayan ailelerdenseniz izlediği şeyleri seçerken neyi öğrenmesini istiyorsanız o yönde destekleyici programlar seçin. Müzikli olanlar daha iyi. Uzun çizgi film yerine temel ihtiyaçları, günlük hayatı, kelimeleri, doğayı, hayvanları öğreten animasyon ya da çizgi videoları tercih etmek belki suçumu hafifletiyor. Bir şeyler öğrendiğini ve uyguladığını görmek mutlu ediyor.

Son olarak siz benim dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın diye belirtirken, Fransız Psikiyatrist Prof. Serge Tisseron’un  bu konuda geliştirdiği 3-6-9-12 yaş kuralı, ebeveynler için rehber olabilecek bir kaynaktan bahsetmek isterim.  

Çözüm Yolu

3-6-9-12 Yaş Kuralı

3 yaş öncesi: 

  1. Televizyon izlemek yerine hikâye okumayı tercih edin.
  2. Çocuklarınızın odasına televizyon koymayın.
  3. Yemek esnasında veya yatmadan önce elektronik aletlerden uzak tutun.
  4. Çocukları sakinleştirmek için ellerine elektronik alet vermeyin.

3 – 6 yaş arası:

  1. Ekran başında geçirilecek zaman için süre belirleyin.
  2. İzlenen içeriğin yaş sınırına dikkat edilmeli.
  3. Elektronik cihazlar çocukların odalarında değil, oturma odasında olmalı.
  4. Çocukları sakinleştirmek için ellerine elektronik alet vermeyin.

6 – 9 yaş arası:

  1. Ekran başında geçirilecek zaman net olmalı.
  2. Ekranlar çocukların odalarında değil, salonda olmalı.
  3. Elektronik oyunlara ölçü koyulmalı.
  4. Onlara kişiye özel haklardan bahsedilmeli:

9 – 12 yaş arası:

  1. Çocuklarla konuşup, kaç yaşında cep telefon sahibi olacağını kararlaştırın.
  2. Çocuklar internete girebilir ama yalnız mı yoksa birisi eşlik etmeli mi, karar verin.
  3. Onların elektronik aletlerle geçirecekleri zamana siz karar verin.
  4. Çocuklarınızın ekranda ne gördüğü ve ne yaptığı hakkında onlarla konuşun.

Kaynak: https://www.3-6-9-12.org/

Sevgiler

Özlem Yıldırım

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Yazar: ozlem.yildirim@objedergi.com

Editor: editor@objedergi.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: