Bahçıvan Grup
Harun DağlıPsikolojiYAŞAM

S.ktir Etmenin İnce Sanatı / Mark Manson – Kitap İncelemesi

Geçenlerde Mark Manson’un S.ktir Etmenin İnce Sanatı (A Subtle Art of Not Giving a F*) adlı ilginç kitabını okudum. Başlığının İngilizcesine bakarak hemen kötü düşüncelere kapılmayın, paylaşmaya değer bulduğum için kitaptan aldığım özetlemeleri sizlerle paylaşmak istedim.

İçinde yaşadığımız tüketim kültürü kurnazca bizlere sorun yaşamamamız gerektiğini ima ediyor. Bunu her tarafta karşımıza çıkan reklamları izlerken görebilirsiniz; sürekli işlenen mutlu mesut insanlar ve ürünlerini alırsak bizi bekleyen sorunsuz yaşam empoze ediliyor. Aynı şeyi sosyal medyada da görebilirsiniz, hayatı berbat geçen insanlar, bir fotoğraf karesinde, abartılar içerisinde, sanki her gün boğazdaki lüks restoranlarda yemek yiyip, eğleniyormuş ya da hayatları çok güzelmiş gibi yapıyorlar. Biz buna -mış gibi kültürü diyelim isterseniz.

Oysa ki hepimiz, hayatlarımızda sürekli büyüklü küçüklü problemlerle karşılaşıyoruz ve bu hayatın bir parçası. Bir sorunla mücadele ediyorsak, kendimizi ne kadar güvensiz hissedersek, sorunlarımız hakkında o kadar kötü hissederiz. Yazar Mark Manson, bunu “Cehennemden gelen geri bildirim döngüsü” olarak adlandırıyor, ancak cehennemden gelen bu geri bildirim döngüsü bir yalandan besleniyor, çünkü ölümden sonraki diğer tarafı bilmemekle beraber, biz ölene kadar sorunlar bitmiyor. Yani, bir nevi sorunsuz bir hayat yaşayan insanlar ölülerdir diyebiliriz.

SORUNLAR BİTMEZ

İnsanoğlu yaşadığı sürece sorunlar asla ortadan kalkmaz, sadece yerini başka sorunlara bırakır. Mesela,

  • Yeni bir bahçeli ev satın alarak ev sorununuzu çözdüğünüzü düşündüğünüzde, artık onu temiz tutma ve bahçeyi koruma sorunu yaşıyorsunuz.
  • Ya da yalnızlık probleminizi özel birini bularak çözdüğünüzü düşündüğünüzde, yaratıcı randevu fikirleri bulma ve partnerinizin nefret etmeyeceği yemekler hazırlama gibi farklılaşan problemler yaşarsınız.
  • Aşırı kilolarınızdan kurtulup, sağlıklı yaşamak için bir spor salonu üyeliği satın alarak, sağlık probleminizi çözdüğünüzü düşündüğünüzde, spor salonuna zamanında gitmek için erken kalkmak, bisiklette 30 dakika çalışarak, sırılsıklam terlemek ve sonra duş almak gibi yeni sorunlar yaratıyoruz kendimize. Bu sorunlarla da uğraşmak zorundayız, yoksa iş yerine terli terli gidip, bütün ofisi rahatsız etme riski bizi bekliyor.

ÇÖZÜLECEK SORUNLARI SEÇMEK

Kısacası, sorunlarımız asla ortadan kalkmadığı için, iyi bir yaşam sürmenin anahtarı, sorunları çözmede iyi olmaktır. Böylece problemlerinizi daha iyi problemlerle değiştirirsiniz. Daha iyi sorunları deneyimlemenin yolu, biraz kurnazlık yapıp, hayatta neyi umursayıp, neyi umursamadığımızı seçmekle başlıyor. Bununda iki yolu var;

(1) Sorunlarınız için başkalarını suçlamayı bırakıp, sorunlarınızın sorumluluğunu alın

Yazarın bunu iyi anlatmak için seçtiği örnek cidden ilginç, ama etkili. Mark Manson, eğer bir gün uyandığınızda kapınızın önüne bırakılmış yeni doğmuş bir bebek bulursanız, bebeğin oraya konmuş olmasının sizin suçunuz olmayacağını söylüyor.

Ancak, o bebek artık sizin sorumluluğunuzdadır; ne yapacağınıza karar vermeniz gerekir. Basit anlamda önünüzde üç seçeneğiniz var; bebeği sahiplenmek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir yere ya da polise teslim etmek ya da elinizdeki her şeyi bırakıp, çocuğun annesini bulmaya çalışmak. Kararınız ne olursa olsun, önünüze seçiminizle bağlantılı başka sorunlar çıkacaktır ve bu noktadan itibaren bunlardan siz sorumlu olacaksınız.

BAŞKASINI SUÇLAMAYI BIRAKIP SORUMLULUK ALMAK

Sorunlarınızın sorumluluğunu üstlenmezseniz, tüm enerjinizi durumunuzun ne kadar adaletsiz olduğundan şikâyet ederek ve sorunlarınıza neden olanlara kızarak geçirir ve durumunuzu daha kötü hale getirirsiniz. Sorunlar siz sızlanıyorsunuz diye daha kolay hale gelmez, kaybolmaz ya da size kıyak yapmaz. Ve sorunlarınızla ilgili öyle ya da böyle bir şeyler yapmak, hiçbir şey yapmadan şikâyet etmekten daha iyidir.

Kimi suçlayacağınıza odaklanmakla meşgulken, sorunlar daha da büyüyecek ve daha içinden çıkılmaz hale gelecektir. O yüzden geçmişte sıkışıp kalmayın; sorunlar zaten istesek te istemesek de olacak ve bizlerin bu sorunlarla başa çıkabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Suçlayacak birini aramayı bırakıp, sorunlarınızın tüm sorumluluğunu aldığınız anda, onlarla ilgili bir şeyler yapmak için kendinizi güçlendirilmiş hissedeceksiniz. Çünkü sorumluluk almak; kendi kendinize “Bundan bir ay sonra daha iyi bir yerde olmazsam, bu benim hatam. Şu andan itibaren olanlardan ben sorumluyum” demektir. Yani sorumluluk almaktan kaçmazsanız, onunla başa çıkabilecek gücü de içinizde bulacaksınız, çünkü “Büyük sorumluluklar, büyük güçler getirir.”

İNTİHARDAN VAZGEÇİREN BİR DENEY

Bir örnek verecek olursak, 1872’de William James’in hayatı 30 yaşında darmadağın olmuştu, James işsizdi, sürekli sırt ağrılarıyla sağlık problemleri yaşıyordu ve bunalıma girmişti.

James hayatına son vermeyi düşündü, ancak bir gece geç saatlerde filozof Charles Pierce’ın bir kitabini okuduktan sonra, bir deney yapmaya karar verdi; bir yıl boyunca hayatındaki yanlış olan şeylerden 100 tanesini belirleyip, bu konularda bir şeyler yapmak için sorumluluk alacaktı. 12 ayda hayatı daha iyi olmazsa, yenilgiyi kabul edecek ve kendini asacaktı.

Neyse ki deney işe yaradı ve William James kendisinin yeniden doğuşu olarak adlandırdığı bu deney sonrasında hayatını değiştirdi ve Amerikan Psikolojinin babası olarak kabul edilecek bir kariyere sahip oldu. Sorunlarının sorumluluğunu alma kararı, tüm enerjisini hayatını iyileştirmeye yönlendirmesine izin verdi ve bu da milyonlarca insanın hayatını değiştirdi.

  1. Sorunlarınızın sorumluluğunu aldığınızda, sorunlarınızın size nasıl hissettirdiği konusunda sorumluluk alırsınız. Mesela, birisi arabanızı çalarsa, daha sonra yaşayacağınız öfke veya sakinlik seviyesi tamamen size bağlıdır; her soruna nasıl yanıt vereceğinizi seçebilirsiniz.
  2. Sorunlarınıza daha düşünceli bir yanıt vermenin bir yolu, bundan 10 yıl sonra bu sorun hakkında nasıl hissedeceğinizi düşünerek onlardan uzaklaşmaktır. Problemlerinizle aranıza mesafe koyarak uzaklaşmak etkili bir yöntemdir.

Probleminizden uzaklaştığınızda, problem sizin üzerinizdeki gücünü kaybeder ve bu da problemleriniz için tam sorumluluk aldıktan sonra daha stratejik düşünmenize izin verir.


2) Sorunlarınızın ne kadar zor olduğuyla ilgili sızlanmayı bırakıp, onların üstüne gitmelisiniz

Yazara göre hayattaki başarınız, “Hangi acıyı kaldırabilirim?” sorusuna nasıl cevap verdiğinizle belirlenir.

  • Spor salonunda çalışmaktan keyif alan insanlar muhtemelen bunu orada bırakmayıp triatlon koşan, karın kasları baklava oluncaya kadar bench press yapan insanlar olacaktır.
  • Uzun ve düzensiz çalışma saatlerinden ve kurumsal şirketlerdeki ayak oyunlarından hoşlananlar, bu şirketlerdeki yüksek makamlara gelmede daha başarılıdırlar.
  • Kirasını ödeyemeyen, aç dolasan ama sanatından ödün vermeden çalışan ve bu stresli yaşam tarzını göğüsleyen hatta zevk alan kişiler, nihayetinde onu yaşayan ve başarılı olan sanatçılar olarak karşımıza çıkarlar.

Sorunlarınızın ne kadar acı verici olduğu ile ilgili aldırış etmemek, hangi acı verici sorunlara eğilmeniz gerektiğini ve hangi acıya dayanmanız gerektiğini bilmek için hangi acı verici sorunlardan kaçınmanız gerektiğini bilmektir. Bu daha kısa açıklamasıyla,

KENDİ DEĞERİNİ BİLMEK


Kendi değerlerimizi bilmemiz gerekir, çünkü tüm duygusal ve psikolojik acılar; sizin için önemli olan bir değerin ihlal edilmesinden kaynaklanır.


Daha iyi anlatmak için hemen örneklerle açıklamaya çalışayım.

  • Çocuğunuzun okumak için çırpınıp, beceremediğini görmek acı verici ise, bunun nedeni çocuğunuzun mutluluğuna ve eğitimine değer vermenizdir.
  • Komşunuzun yeni aldığı Tesla marka arabayı kullandığını görmek sizi kızdırıyorsa, bunun özünde mutlaka sizin hayatta maddi başarıya değer veriyor olmanız ve buna göre kendi değerinizi ölçtüğünüz için rahatsız oluyorsunuzdur.

Şimdi şöyle bir düşünün, daha güzel bir araba almak için diyelim ki haftada 100 saatlik çalışma maratonuna katlanabilirsiniz, ancak kendinize sormalısınız, buna gerçekten değer mi?

Hayatınızda hangi değerler için savaşmaya değer olup, hangilerinin olmadığına ancak siz karar verirsiniz.


Ne zaman bir sorunla mücadele ediyorsanız, sizde rahatsızlığa neden olan temel değerin ne olduğunu sorun, sonra bu değer üzerinde düşünerek, bu değer için savaşmaya değip değmeyeceğini belirleyin.


Yani maddiyat sizin asıl değerinizse, daha iyi ödeme yapan bir iş ve uzun saatler çalışmayı göze alıp, o Tesla arabayı almak için çözümler üretmeye başlayın. Yok, eğer maddiyat sizin için bu kadar çabaya ve savaşmaya değmeyecek bir değerse, o zaman -İngilizcesini yazamıyorum ama şöyle belirteyim- takmayın, boş verin gitsin.

Hayatınızı tamamen maddi başarıya bağlı, daha iyi araba, ev gibi değerlere dönüştürürseniz, gurur duyacağınız bir hayat olur muydu? Bu soruyu ancak siz kendi değerlerinizi, hayatta bulunma amacınızı değerlendirerek yanıtlayabilirsiniz.

Amacınız, toplumun ya da birilerinin size dayattığı kötü ve modası geçmiş değerleri, daha anlamlı değerlerle değiştirmek, böylece gereksiz yere yaşayacağınız rahatsızlıklardan kurtulmak olmalıdır. Farkındalık önemli bir şeydir, sizin için değerli olan şeylerin farkında olmanız hayatınızı daha güzel hale getirecektir.

SORUN YAŞAYAN SADECE BİZ DEĞİLİZ

Sorun yaşadığımızda şunun farkında olmalıyız, sorun yaşayan sadece biz değiliz, herkesin sorunları var; kimisi daha zor, kimisi daha basit. Doyurucu bir yaşama giden yol, sorunları kucaklamak ve bu sorunları çözmek, böylece daha anlamlı sorunlara sahip olmaya devam edebilmemizdir.

Sizi etkileyen bir sorun varsa, bunun sorumluluğunu üstlenin. Çünkü büyük sorumluluk, size büyük bir güçte verir, sonra fark ederiz ki bizim için önemli olan değerlerle ilgili problemleri çözerken, artık eskisi kadar kafamıza takmayıp, üstesinden gelmek için var gücümüzle, canla başla çalışırız, çünkü sonucu buna değer.

Eğer karşılaştığınız göreceli bir sorun, sizin için önemli olmayan bir değeri ifade ediyorsa, o zaman bunun için zaman ayırmaya ya da kafanıza takmaya değmez.

Zamanınızı, vaktinizi ve enerjinizi akıllıca kullanarak değerleriniz için savaşın, gerisi mi? Yazarın değimiyle “S*tir edin gitsin!”

Yazar, “You have a limited number of fcks to give in your lifetime, use them wisely” yani, “Hayatınız boyunca karşınıza çıkacak sorunlara sınırlı sayıda “stir çekebilme” şansınız var ve bu hakkınızı akıllıca kullanın diyor.

Hayatta bazı şeyler önemlidir, bazıları değildir. Bu kitap size hayattaki önceliklerinizi nasıl düzenleyeceğinize dair bir kılavuz olarak hazırlanmış. Önemsiz olan şeyler için kendinizi sıkmanızın veya zamanınızı harcamanın hiçbir anlamı yok; o yüzden umurunuzda bile olmamalı. Güzel bir hayat yaşamanın sırrı, sizin için değerli olmayan şeyleri kafaya takmamayı öğrenmek sanırım ve ben bu kitapta bununla ilgili kullanabileceğim teknikleri öğrendim.

Mark Manson’ın “Umurunda Olmamanın İnce Sanatı” (Subtle Art of not Giving a F*ck) kitabından edindiğim temel mesaj buydu.

Bu hayata farklı bir açıdan bakıp değerlendirmeyle ilgili, bilgelikle dolu ve oldukça eğlenceli bir kitap; hepinize şiddetle tavsiye ederim.

Harun Dagli

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Yazar: contact@speak2impress.com

Editör: editor@objedergi.com

Yazarın Web Sitesi: www.speak2impress.com

 

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: