Bahçıvan Grup
Harun DağlıPsikolojiYAŞAM

DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK

Günümüzde gelişen sosyal medya ve her şeyi hazır vererek, insanları tembelliğe yönelten ve düşünmelerinin önüne geçen gelişmeleri gördükçe, bu konu üzerinde bir şeyler yazma gereği olduğunu düşündüm.

Düşünmeyi bilmek, iyi bir eğitimin insanlara kazandırdığı en önemli beceridir. Düşünme becerimiz, yeni bilgileri daha iyi anlayabilmemiz ve sindirerek işleyebilmemiz üzerinde oldukça önemlidir. Bunun için her bilgiyi sorgulama ve düşünmeyi sağlamak için zaman harcamak gerekir.

İnsanların bir gruba, düşünceye, partiye ya da takıma duydukları bağlılık, yani popüler adıyla “holiganlık” genel anlamda iki nedene dayanır.

  1. Asosyal insanların popüler bir güç ve grup yardımıyla kendilerini topluma kabul ettirme çabası
  2. Ya da kendine güven eksikliği olan zayıf kişiliklerin, kendilerini güçsüz hissettiği dünyada, bağlı olduğu grupla, güçlü hissetme gayretinden ortaya çıkmaktadır.

Zaman içerisinde, bağlı hissettiğimiz grubun fikirleri hiç sorgulanmamaya ve karşı tezleri ihanet, grubu küçük düşürme olarak görülerek, körü körüne daha fazla bağlılığa neden olmaktadır.

Bir süre sonra, görüşlerinin sorgulanmadığını gören bu grupların başındaki faniler büyüklük komplekslerine kapılarak, takipçilerinden tam itaat beklemeye, onları sömürmeye ve onlardan aldıkları güçle, diğer grup ve düşüncelere baskı yapmaya başlarlar.


“Düşünme bir yetenek işidir. Nasıl düşünülmesi gerektiğini öğrenmeden veya pratik yapmadan, doğal olarak net ve mantıklı düşünme yeteneğine sahip olduğumuz doğru değildir.” A.E. Mander


Buraya kadar tanıdık geldi mi? Muhtemelen, buna örnek olacak yüzlerce olay, hatta ülke aklınıza gelmiştir.

Peki bu durumu nasıl değiştirebiliriz, bu basit döngüden kurtulmanın bir yolu var mıdır?

Evet, uzun ve meşakkatli bir yol da olsa, insanlara düşünmeyi öğretebiliriz. Çocuklarımıza, okul öncesinden başlayan ve eğitim sisteminde yapılacak değişiklikler ile düşünen, sorgulayan sağlıklı bireyler yaratarak mümkün. Bizler de kendi adımıza bununla ilgili çalışarak kendimizi geliştirebilir, düşünmeyi öğrenebiliriz.

Peki düşünmeyi nasıl öğrenebiliriz?

Düşünmek insan doğasının bir parçasıdır. Bununla birlikte, çoğu zaman düşüncelerimiz ya önyargılı, kısmi, çarpıtılmış önyargılı ya da bilgisiz olduğumuz konularda, sağdan soldan duyduğumuz görüşlerden oluşur. Yaşadığımız hayatın kalitesi, düşüncelerimizin kalitesine göre belirlenir. Basit bir şekilde düşünülürse yaşam kalitesi de banal ve basit olur.

Bu, bizi kaliteli düşünme yani Eleştirel Düşünmeye (Critical Thinking) getiriyor. Eleştirel düşünce, herhangi bir içerik veya problem hakkında, problemi ustaca analiz ederek, değerlendirerek ve yeniden kurarak düşünmenin bir yoludur ve bizlerin düşünme kalitesini artırır. Bu, kendi kendini disipline eden bir düşünce biçimidir, kendi kendini izleyen ve aynı zamanda kendi kendini düzelten. Aynı zamanda, problemleri çözmek ve benmerkezciliğin üstesinden gelmek için etkili iletişim becerileri ve yeteneklerini içerir.

Eleştirel düşünen, önemli soruları ve sorunları açıkça ve doğrudan konuya formüle ederek ortaya atabilir. Bu, düşünürün ilgili bilgileri toplayıp değerlendirmesi ve bunları etkili bir şekilde yorumlamak için soyut fikirleri kullanması gerçeğiyle mümkün olur.

Düşünür ayrıca, bunları çeşitli kriterlere ve standartlara göre test ederek gerekçeli sonuçlara ve çözümlere ulaşabilir. Bu, açık fikirli düşünerek ve varsayımları çıkarım ve sonuçlarla birlikte analiz ederek elde edilir. Böylece düşünen kişi, düşünür olmalarına rağmen akıl yürütme yeteneklerini geliştirebileceklerinin farkına varır.

Özünde, eleştirel düşünme, akıl yürütme yeteneğinizi kullanmanızı gerektirir. Yani, pasif bilgi alıcısı olmaktan çok, aktif bir öğrenen olmakla ilgilidir.

Eleştirel düşünürler, fikirleri ve varsayımları göründüğü gibi kabul etmek yerine didik didik sorgularlar. Her zaman fikirlerin, argümanların ve bulguların tüm resmi temsil edip etmediğini belirlemeye çalışma, duyduklarına değil, verilen bilginin gerçeği temsil edip etmediğini anlamaya çalışma eleştirel düşüncedir.

Bu konuya girmeden önce düşünme üzerine önemli olduğunu düşündüğüm iki konuya dikkatinizi çekmek isterim;

  • Okuma yazma bilmek, matematik kuramlarını ezberlemek gibi akademik beceriler ile düşünme becerisi aynı şeyler değildir! Ezberlenen bilgi hiçbir zaman tam olarak içselleştirilmediği ve üzerinde düşünülmediği için unutulmaya mahkumdur.
  • Zeki insanların otomatik olarak çok iyi düşündükleri fikri de yanlıştır. Çünkü zeki insanların sadece çabuk cevap verebildikleri için düşünme alışkanlığını kendi kendilerine geliştirebilme şansları yoktur. Hazır cevap olan bu insanlar bir süre sonra boş konuşan ve her konuda fikri olan laf ebelerine dönüşürler ama bu düşünebilme kapasitelerinin yüksek olduğu anlamına gelmez.

İşin nasılına gelince

Pedagogların çocuklar için önerdiği, ama bizlerin kendimiz içinde uygulayabileceğimiz belli başlı yöntemler vardır.

İngiltere’de oğlum okula gitmeye başlayınca, bazı şeyleri daha iyi anlayıp kendi çocukluğum, yetiştirilme şeklim ve eğitim anlayışım ile ilgili daha fazla değerlendirmeler yapma şansına sahip oldum. Bizler, daha çok ezber üzerine kurulmuş bir eğitim sisteminde, çok daha fazla bilgi yüklenmemize rağmen, ezberden hatırladıkları kadarıyla her konuda konuşan, ama hiçbir konuya tam hâkim olamayan bireyler yetiştiriliyorduk. Buradaki eğitim sistemi kelime kullanımı, anlamların anlaşılması, sorgulama ve arkasındaki nedenleri anlayıp düşünme yeteneklerini geliştirme üzerine kurulu. Benim gördüğüm ve okuduğum farklılıkları kısaca yedi başlık altında toplayabiliriz;

  1. Eğitimi, ev ödevleri ve ezber yerine, şakalar, kelime oyunları ve tekerlemelerle işleyerek, çocukların farklı perspektiflerden bakmasını sağlayarak, aktif düşünme yeteneği oluşturulması, kendini ifade edebilme ve kelime hazinesini geliştirilmesi.
  2. Apaçık görülen, her cevabın her zaman en iyi cevap anlamına gelmediğinin anlaşılması için farklı açılardan bakmayı öğrenme ve sorgulama yeteneklerinin geliştirilmesi.
  3. Eski ve yeni bilgiler arasında bağlantılar kurarak, bilginin devamlılık arz ettiğinin ve bilgiler arası akışkanlık olduğunun görülmesi.
  4. Öğrenilen bilgilerin sağlamasının yapılabilmesi, özümsenmesi ve sorgulanabilmesi için her fırsatta, “Bu öğrendiğimiz bilgide …. Eğer … olsa ne olurdu?” şeklinde sorular sorarak düşünmeye yöneltilmesi.
  5. Kavram ve kelimelerin anlamını ortaya çıkarıp, öğrenmek ve kişilerin ne düşündüğünün açıkça anlaşılması için; öğrenilen kelimelerin ne anlama geldiğini açıklamaya ve yazmaya yöneltmek. Mesela, “Dost ve arkadaş kavramları ne demektir ve aralarındaki farklar nelerdir?”
  6. Farklı bakış açılarını dinleme, okuma ve dikkate almaya teşvik ederek, her konuda görüş açılarının genişlemesinin sağlanması. Bunun için; yazmanın, empati kurmanın ve doğru sorular sorarak eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi.
  7. Alışılmadık ve tek cevabı olmayan sorularla, öğrenilen konulara derinlik kazandırıp, ilginç ve yeni fikirler üretilmesine teşvik edilmesi. Mesela, “Dünyanın bir tarafı daima gece, diğer tarafı daima gündüz olsa neler olurdu? Hayatlarımız nasıl değişirdi?”

Bu noktada bir düşünün, okullarda öğretmenler bizlere derslerde onlarca soru sormasına rağmen, bu soruların %90’nın cevabı düşünmeye dayanmayan, sadece ezberlenen bilgilerdir. Bilgiyi uzun vadeli olarak akılda tutabilmemiz için bilgi üzerinde düşünmeye, değişik yönlerinden bakıp, onu özümsemeye ihtiyaç var.

Bu yüzden ezber üzerine kurulmuş akademik eğitimde kısa vadede yüksek notlar ile göreceli başarı elde ediliyormuş gibi görünse de orta ve uzun vadede bilgi özümsenmediği ve üzerinde düşünülmediği için, unutulmakta ve harcanan emek ve vakit boşa gitmektedir.

Buraya kadar eğitim sistemimizdeki sorunu tespit etmiş olduk. Bir sonraki yazımda, bunun için Sokrat tarafından 2,500 yıl önce önerilen çözümüne dair bir yazıyla karşınızda olacağım.

Hepinize düşünen, soran, sorgulayan, empati kurabilen, hayal gücüne değer veren ve hayallerinin peşinden giden güzel günler diliyorum.

Harun Dagli

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Yazar: contact@speak2impress.com

Editör: editor@objedergi.com

Yazarın Web Sitesi: www.speak2impress.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: