Bahçıvan Grup
Katre TurcaSerbest YazılarYAŞAM

DÜNYADAKİ ZAMANIMIZ

Başımıza gelenlerin bilançosunu tuttuğumuz bir hayatı deneyimliyoruz. Dünyadaki zamanımızı iyi değerlendirmek buysa, kendimizi kutlamama nedenlerimizi bir düşünelim, isterseniz.

Ömür denilen bir süreç gönül denilen bir sarkaç ile kendimizi ölçüyoruz, ölçemediğimiz diğer varoluş biçimlerinin bizi nasıl değerlendirdiği. Genelleme yapacağım: çoklukla eleştiriyorlar, cümlelerimizi bize karşı kullanıp, tuttuğumuz sözleri saymayıp, tutamadığımız sözler için bizi yargılıyorlar.

“Öteki Cehennemdir” demiş, Ata ruhu. Ata ruhlarına karışmayın, onlar bizi güder, onlar bizi yeniler ya da bir zaman dilimine çiviler. Zamanımızda, zamanımızı paylaştığımız ya da paylaşmak istediğimiz kişilerin aksine. Çünkü o kişiler, bizi çoklukla kendi zihinlerinde kurdukları dar ağaçlarına çiviler “linç ediliriz”.

Düşünün, hak vereceksiniz. Değil mi ki; yazdıklarımızdan, söylediklerimizden dolayı iğdiş ediliyoruz? Doğru mu yanlış mı: algılarını geliştiremeyen, dünyaya dostane ve geniş açılı bakamayan nice insanın gözünde hiçe sayılıyoruz?

Zihnimiz, sanki bileklerimizde belirmesini bekledikleri kesiklerle dolu bir şekilde düşünmeye, devam etmeye, paylaşımlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. İyi niyetten sürekli kuşku duymaya programlanmış, yetişmemiş bireylerin sultasında, onların yağdırdığı ok ve taşlar altında recme uğrarken önümüzü görmeye çalışıyoruz.

Bu çaba nafile değil aslında.

Çünkü, en azından biz, amacımızı ve esenliğimizi nelere dayandırdığımızı biliyoruz, bunlara sıkıca tutunmaya çalışıyoruz. Tutunabilmeliyiz de.

O zaman bir eleme yapmak lazım.

Seçici geçirgen olmaya adım adım.

Eğer ki, insanlar bizi yıpratmak ve kendilerini Kaf Dağı’nda konumlandırmak istiyorlarsa, bırakın yapsınlar. Neticede, onların kendilerini konumlandırdıkları yerin, orası ya da benzer “yüce bir mevki” olmayacağını içgüdüsel olarak biliyoruz.

İhtiyaç duyduğumuz şeyler: erdem, sevgi, aşk, güzel sürprizler ve doygun bir yaşam, kendine saygı ve öz diyalog ise lütfen, o insanları en ince elekten başlayarak hayatınızdan süzün. Yani kalbinizden. Sonra zihninizden.

Rahat nefes almak, hepimizin hakkı. Bu dünyadaki zamanımızı engizisyona çevirmeye ve kendilerine pozitif ötesi yüksek payeler almak için bizi parça – pinçik etmeye niyetli meyilli zihinleri, o ruhsuz bireyleri çekin atın gönül konağınızdan.

Sizin adınıza umutluyum. Bunu yapabilirsiniz. Yapmanızı umuyorum.

Yoksa, dünyadaki belirsizliğimizi perçinleyen bu ses ve / veya çığlıklarla kendimize ancak eziyeti değer biçeriz.

Medusa gibi bakın gözlerinin içine ve kendi değerinizden, içtenliğinizden, doğruluğunuzdan, iyi niyetinizden emin bir şekilde, oldukları yerde taşa çevirin onları, bilgeliğinizle.

Lütfen.

Not. Sena Şener’ le, Taylor Swift’ le geçen müzikli günlerin acısını çıkaran açık öğretim final günlerinde sizi ihmal ettiğim için özür dilerim. Yeni yazılarda buluşmak üzere.

Kitap: Uğur Batı – Kendine İyi Bak

Huzurlu ve gövermiş anlarda buluşmak dileğiyle…

Katre.

İletişim için

Yazar: katreturca1@gmail.com

Editör: editor@objedergi.com

 

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: