Bahçıvan Grup
PsikolojiSerbest YazılarUmut Nisanoğlu -Sokak ÇocuğuYAŞAMYAZARLAR

Arsız Zaman

Merhabalar,

Yeni haftada hepinize güzel bir gün ve güzel bir hafta diliyorum.

Geçen haftaki yazımı beğendiğinizi umut ederek, biraz daha farkındalık yüklenelim istiyorum.

Zamanı analiz edelim, kahvelerimiz de bitmeden, farkındalığın huzurunu birlikte yaşayalım istiyorum.

Yazımı kaleme alırken, başımda savrulan sevgili annemin sopasına ve bu kadar da vicdansız olma çığlıklarına rağmen başlayalım o zaman!

Evrendeki tüm canlılar için zaman; geçmişte yaşadıkları, gelecekte yaşayacakları, ve şu an şimdiden ibarettir.

“Peki bizler bu üç zaman dilimini doğru değerlendirebiliyor muyuz?”

Her fırsatta, geçmişimizde edindiğimiz iyi ya da kötü deneyimlerle, geleceğimizi planlamaya çalışıyor ve kaygılanıyoruz.

“Sizce ihtiyacımız olan şey bu mu?”

Üstelik iyi ve güzel yaşanmış geçmişi unutarak, kötü ve unutulmaz olayları ise, hali hazırda pandora kutularına koyup, karanlıklara gömmeye çalışırken…

Geçmişimizden en güzel yaşanmışlıkları ayıklayarak, tatile giderken heyecanla toparlanan bavulu hazırlar gibi, bunları gelecek için yanımıza almanın zamanı gelmedi mi?

Bu bavula ister masumane çocukluğunuzu, ister mutluluklarınızı, isterseniz de aile bireylerine beslediğiniz sevginizi koyun. Neye ihtiyaç duyduğunuzu sizler daha iyi biliyorsunuz.

“Hadi bavulunuzu alın geleceğe gidiyoruz.!”

Burada da maalesef tek gerçek var! O da; geleceği planlayıp, onlar için çaba sarf ederek, ne yaşayacağımızı, neyle karşı karşıya kaldığımızı bilemediğimiz, ama çokça çaba sarf ettiğimiz hedeflerimiz için, gerçekten kaygılara yer olmadığını bilerek yaşamak.

Yoruldunuz farkındayım ama son bir sorum olacak sizlere:

Eve kapanıp, gönüllü olarak karantina hayatınızdan şikayetlenirken, başka bir ülkede, ailesinin yaşamını idame ettirme pahasına, çalışmak için gittiği yerde mahsur kalıp, evine döneceği tarihi bile hayal edemeyen ,uçuş yasaklarına takılan dostlarımız ya da lojistik gibi hassas bir sektörde gemi kaptanı olup, fırtınalarla bile gece gündüz ölümüne mücadele edip, uykusuz dümen nöbetlerinde 18 aydır denizde olan bir gemi kaptanının, evine 20 kilometre uzakta çapalanmış gemisini terk edemeyen arkadaşlarımıza rağmen mi?

“Sizce şu an, şimdinin hakkını verebiliyor musunuz? Yoksa yine mi ıskaladınız anı yaşamayı ?”

Bunun takdirini sizlere bırakıyorum…

 

Sevgi ve saygılarımla,

 

Umut Nisanoğlu

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: