Bahçıvan Grup
İlişkilerÖzlem YıldırımYAŞAM

Sosyal Hayatta İlişkileri Düzelten Adabı Muaşeret Kuralları

Ne güzel söylemiş Yunus Emre:

‘Gezdim Halep ile Şam’ı
eyledim ilmi talep
meğer ilim bir hiç imiş
illa edep illa edep.’

Muaşeret kelimesi günlük hayatta özellikle sosyal medyada sık karşılaştığımız kelimeler arasında. Özellikle hikâye paylaşan İnstagram kullanıcıları rahatsız olduğu bir kişi ya da konuya karşı, dolaylı yoldan iğneleyici yorumlar yazmak istediklerinde adabı muaşeret kurallarından dem vurarak mesajlarını iletebiliyorlar. Arapça kökenli ‘muaşeret’ kelimesinin anlamını TDK’ye göre şu şekilde belirtilmekte:

  • Birbiri ile toplumsal ilişkiler içinde bulunma

Aslında adabı muaşeret kurallarının karşılığı görgü, edep kuralları ile bağdaşmakta. Peki güncel hayatımızda mutlaka bilmemiz gereken ve bizi toplumda kabul görür kişi olarak tanınmanızı sağlayacak bu kuralları neler? Çok uzun ve madde madde her yerde bulabilirsiniz. Ancak bizler bu maddeler dışında günlük hayatta karşılaştığımız bazı adabı muaşeret kurallarını paylaşalım istedik.

Kim Daha Görgülü?

Öncelikle karşımızdaki kişiyi görgüsüz olarak nitelendirmek yapılan en büyük hatalardan biri. Çünkü kişinin ayıbını ya da kusurunu da söylemenin adap yolu var. Karşınızdaki kişiyi kırdığınız anda ki yanlış tutumunuzla zaten siz kendinizi açığa vermiş oluyorsunuz.

Unutmamamız gerekir ki kabul görmüş birey olmanın yolu herhangi bir durum karşısında savunulan konuda haklı olmaktan değil, tutumda haklı olmaktan geçiyor. Yani karşınızdaki haksız olabilir ya da sizin savunduğunuz konu kesinlikle doğrudur, ancak siz karşınızdakine bunu anlatırken tavrınız ve tarzınız yanlışsa görgü konusunda yenik düştünüz demektir.

Restoranda

Restoranda  bir yemeğe davet edildiğinizde gidilecek yer seçimini mümkün olduğunca karşı tarafa bırakın. Unutmayın ki davet eden mekânı seçer. Muhtemelen yemeğe davet eden kişi garsonun masaya gelmesiyle size ne yemek istediğini soracaktır sormalıdır. Yine kibar bir şekilde davet eden kişiye ‘ne önerirsin?’, ‘buranın spesiyali ne?’ tarzında cevap verirseniz kibarlık etmiş olursunuz. Çünkü belki davet eden kişinin bütçesi kısıtlı hafif bir şeyler atıştırıp sohbet etmek niyetinde şimdi siz garsona dönüp ‘masayı donat’  derseniz olmaz. Ama baktınız davet eden kişi seçimini yapıyor, menüyü incelediğinizde kişinin seçtiği standartlarda seçim yapmanız güzel bir hoşluk olacaktır.

İçecek konusu önemli. Davet eden kişi alkol seçiyorsa siz de alkollü veya alkolsüz içecek seçebilirsiniz. Ancak davet eden kişi alkolsüz içecek seçtiyse masaya bir zahmet şampanya istemeyin. O yemeğinizin alkolsüz geçmesi de görgü kuralları arasındadır. Çünkü alkol fiyatları restoranlarda değişkenlik gösterir ve alkolsüz içeceğe göre oldukça pahalı sunulur. Siz, davetlisiniz ‘ocak batıran’ değil.

Davet eden hesabı öder

Ancak duruma göre hesabı paylaşmayı teklif etmek hoşluktur.

‘Sen öde, ben ödeyeyim’ kavgasına girmek karşı tarafa ödetmekten inanın daha nahoş bir tutum.

Davet edildiğiniz bir organizasyona mutlaka katılıp katılmayacağınızı belirtin. Ve ne söylediyseniz ona uyun. Son güne bırakmamakta önemli bir husus, ‘bakarız, kısmet’ tarzında net olmayan cevaplar vermeyin.

Garson, bellboy, vale ya da size hizmet eden kişileri kesinlikle yüksek sesle yanınıza çağırmayın aşağılamayın, yüzüne bakmadan konuşmayın. Bu maddeyi genelde beyler yapıyor maalesef, masada ki kıza hava atacağım diye, hizmet eden görevliye kendini üstün göstermeye çalışırken, aslında kendinin ne kadar görgüden bir haber olduğunu ortaya çıkardığını unutmamak gerekir.

  • Kişinin görünümü ile ilgili bir eksiklik, kilo problemi, fiziki bir engel gibi belirgin özellikleri varsa asla dalga geçilmemesi de önemli görgü kuralıdır.
  • Yeni aldığınız araç veya ev tarzında bir menkul için hayırlı olsun diyen kişinin mal varlığını sorgulamayın.
  • Söylenilen sözün nereye varacağını bilerek konuşmak, sizin görgünüzü ortaya koyacak yegâne tutumlardan biridir.
  • Merdiven inerken erkekler kadınların önünden inmeli. Merdiveni çıkarken de kadın önde erkek arkada olmalı ki herhangi bir düşme anında kadını koruyabilsin.
  • Sosyal hayatta karşınızdaki kişi ‘siz’ diye hitap ediyorsa asla ‘sen’ diye hitap etmeyin.
  • Yeni tanıştığınız kişiye ‘canım, kuzum, aşkım’ tarzında hitaplarda bulunmayın.
  • Son sözü söyleme peşinde koşmayın. Haklı olan, son sözü söyleyen değildir. Doğru zamanda kısa ve net doğru cümleyi kuran haksız olsa bile daha çok kabul görür.
  • Daha önce size sorununu anlatan kişiyle aranız bozulunca karşınızdaki kişiyi size daha önce anlattığı sorunu ile yaralamaya çalışırken bilin ki aslında adaptan yoksun olduğunuzu ortaya çıkarmış oluyorsunuz.
  • Asansör, sinema, tiyatro gibi kapalı ve sessiz ortamlarda telefonla konuşmayın, kimse sizi dinlemek zorunda değil.
  • Sinema da sürekli telefonla uğraşmayın. Telefonunuzun ışığı arkanızda ki kişiyi oldukça rahatsız edecektir.

Ev Davetleri

Eğer bir eve yemeğe davetliyseniz ev sahibi masaya oturmadan yemeğe başlanmaz. Bu arada önemli bir husus, ne yazık ki bizler misafirimizi memnun etmek için sürekli mutfak ve masa arasında mekik dokuyoruz, ama bu da hoş bir tavır değil. Ev sahibi masayı hazırlar, konukları masaya buyur eder ve kendisi de masaya oturup yemeye başlar. Bu durum sadece misafirlik için değil günlük yaşam için de önem verilmesi gerek bir husustur. Yemek yiyecek tüm aile bireyleri masaya oturmadan yemeğe başlanmaz.

  • Sigara içmeyen kişilerin olduğu ortamda sigara içiliyorsa öncelikle izin istenmeli ve mutlaka dumanı farklı yöne üflenmelidir.
  • Bir kadın kendi seviyesinde olan biriyle konuşurken kocasından, “kocam” , “eşim” veya ismiyle bahsedebilir. Erkek ise, “karım” veya “eşim” ya da yine ismiyle hitap etmeli. Fakat sosyal durumu daha aşağı biriyle konuşurken kadın kocasından, “Mehmet Bey”, erkek ise karısından, “Zeynep Hanım” diye söz etmelidir.
  • Sohbet ortamında hiç konuşmamak da, sürekli konuşmak da aynı ölçüde rahatsız edici bir tutumdur. Başka şeylerle uğraşmak, başka yerlere bakmak ya da tam tersi, sürekli kendinden ya da o ortamdaki kişilerin tanımadığı birinden bahsetmek ve nefes almadan konuşmak da sizin o ortamda hoş karşılanmayacağınızı sonucunu doğurur.
  • Siz, siz olun bir konuyu anlatırken karşınızdaki kişiye ‘anladın mı?’ diye sormayın bunun yerine ‘anlatabildim mi?’ şeklinde sormak oldukça önemlidir.

Günlük yaşamda karşılaştığımız örneklerden bazılarını paylaştım. Toplumdaki herkesin bu basit kurallara uyması sizce de hayatı daha da keyifli bir hale getirmiş olmaz mı?

Yazımın sonuna yine bir sözle bitirmek isterim:

‘Yüz dinle, bin düşün, bir tek söz söyle; sözünden bilinir, irfan demişler’ (Âşık Mir’atî)

Sevgiler

Özlem Yıldırım

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Yazar: ozlem.yildirim@objedergi.com

Editor: editor@objedergi.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: