Bahçıvan Grup
Aziz'in DünyasıMüzikSANAT

MADONNA – 62 Yaşında Tabuları Yıkmış Sansasyonel Bir Devrimci

Kültür İkonları

Onu ister kabul edin ister sevin ister dışlayın veya isterse de ondan nefret edin; Madonna’yı asla ama asla yok sayamıyorsunuz. 40 yıla yakın süredir bulunduğu zirvede keyfi pek yerinde, şevki hala dipdiri. Hayatımızın her alanına dokunan popüler bir sanatçı figürü olarak Madonna, kariyerinde, her ne kadar 60 yaşını geçmiş olsa da hala en parlak günlerinde ve yıldızı uzun bir süre daha sönmeyecek gibi duruyor.

Peki, Madonna’yı neydi böyle gündemde tutan? Neydi kurtlar sofrası diye adlandırılan eğlence sektöründe kadın başına bu kadar önemli yapan?

Her şeyden önce Madonna, dünyada büyük bir kültürel devrim yaptı aslında kendi çapında. Ama yaptığı bu devrim tüm dünyayı etkiledi; istese de istemese de.

Cüretkâr atıfları, bir kadın olarak ataerkin dayattığı normlara ve tabulara açtığı savaşta, öyle en arkada değil hep en önde bulundu. Kimsenin konuşmaya cesaret edemediği ya da konuşmaktan çekindiği tabuların toplumlar üzerindeki hakimiyetini bir bir kırdı.

“Dünyanın en güzel sesine sahip değilim, dünyanın en iyi dansçısı da değilim; benim derdim insanların beyinlerindeki bazı düğmelere basmak ve derinlerde tutulan ve yüzeye çıkartılmayanları tetiklemek.” diyordu yaptığı işi savunurken.

MADONNA’NIN İLK ŞOKU

Madonna, 1984 yılında çıkardığı Like a Virgin albümüyle büyük bir çıkış yapmıştı Amerika’da. Listelerde bir numaraya oturan ilk albümüydü. Herkes onu konuşuyor, ondan bahsediyordu. 1984 yılında MTV Müzik Ödülleri’nde sahneye gelinlikle çıkmıştı. Şarkısının temasına uygun giyinmiş gibiydi. ABD gibi muhafazakâr bir toplumu asıl şok eden olay, Madonna’nın gelinliğiyle yerlerde yuvarlanarak “Bakire gibi hissediyorum” diye şarkı söylemeseydi. Tüm ABD şoktaydı. Madonna, aslında topuklu ayakkabısının azizliğine uğramıştı sahnedeyken, fakat krizi fırsata çevirmişti. Tüm Amerika, onun bu performansını konuşuyordu.

MTV’yi MTV yapan ve büyük bir promosyon aracına dönüşmesine katkı sağlayan iki isimden biriydi. Madonna, MTV’yi de arkasına alarak beyinlerde basmak istediği düğmelere basmıştı. Tam da o esnada New York’u AIDS salgını vurmuştu. Birçok arkadaşını bu hastalığa kurban veren yıldız, AIDS farkındalığı yaratmak için düğmeye basmış, kimsenin konuşmaya cesaret edemediği bu tabuyu ana akıma taşımıştı şöhretinin getirdiği güçle. “Kara bir bulut gibi New York şehrine çöken AIDS salgını göz açıp kapayıncaya kadar tüm arkadaşlarımı benden alıp götürdü. O korkunç günleri, korkuyu, işe yaramayan türlü türlü ilaçları deneyen insanları hatırlıyorum. Tıpkı arkadaşlarıma iyi gelir düşüncesiyle deney aşamasındaki ilaçları satın almak için Meksika’ya gidip gelişlerimi, onları iyileştirmesi gereken ilaçların sadece daha hızlı ölmelerine sebep oluşunu hatırladığım gibi…” diye açıklıyordu insanların AIDS hakkında bahsetmekten, konuşmaktan korktuğu günlerde göğsünü gere gere o günler sorulduğunda.

LGBTQ DESTEKÇİSİ

Madonna tam bir gay ikonu. “Orta Batı’da bir genç olarak büyüyor ve oraya uyum sağlamadığımı hissediyordum. Beni bağrına basan, bana kendim olmam, korkmamam ve hayallerimin peşinden gitmem için cesaret veren ilk insan eşcinsel bir erkekti. Sonra New York’a taşındım, orada da yaptığım her şeyi, güçlü ve bağımsız bir kadın olma kavramını ve fikrini kabul edip sahiplenen, yine eşcinsel topluluğuydu. Bu benim büyürken pek fazla deneyimlediğim bir şey değildi. Hal böyle olunca, bir şekilde bir bağ kurduk. Kendimi daha en başında LGBTQ topluluğunun imdadına koşmak zorunda hissettim çünkü onlar hep benim yanımda olmuştu.” diye açıklıyordu eşcinsel dünyasıyla bağlantısını. 2019 yılında GLAAD Medya Ödülleri’nde “Değişim Savunuculuğu” ödülünü getirdi Madonna’nın LGBTQ topluluğu için verdiği katkılar ve mücadeleler.

TABU YIKAN MUHTEŞEM EDEPSİZ

Madonna’nın bir diğer özelliği de toplumların ve kültürlerin insanlara dayattığı tabulara saldırmasıydı. Büyük ses getiren Like a Virgin albümünde asıl amacı bekareti diline dolamaktı. Bazı kültürler ve toplumlar için bekaret büyük bir tabuyken Madonna, bekarete saldırdı ve insanların o düğmesine bastı adeta. Bekareti, öyle bir hale getirdi ki bugün kendi ülkesinde en muhafazakâr için bile bekaret artık tabu olmaktan çıkmış halde.

İnsanlar daha bekaret şokunu atlatamamışken bu sefer de “Papa Don’t Preach” şarkısında erken yaşta hamileliği meşrulaştırdığı ve kürtaj karşıtlığını körüklediği iddia edilmişti. Madonna, yine ateş hattındaydı. Peki o bunu umursadı mı? Hiç hız kesmeden yoluna devam etti. Belki de Madonna’nın kültürel devriminin bu kadar etkili olmasının sebebi de yaptığı şeylerden asla ama asla geri adım atmamasıdır.

Bekaret, kürtaj derken üçüncü tabuya darbe din üzerinden gelmişti seksenli yılların bitiş yılında. “Like a Prayer” şarkısının klibinde Madonna, yanan haçlar önünde dans ediyor, siyahi bir aziz ile sevişiyordu. Kıyamet kopmuştu. Öyle ki Vatikan bile aforoz etmişti ünlü yıldızı.

Madonna, hiç frene basmadan darbe üstüne darbe indiriyordu. Daha din tabusuna saldırısının şoku atlatılmadan bu sefer de pornografi düğmesine basmıştı. Müzik kliplerinde pornografik öğeler kullanan ilk klip Express Yourself klibidir. Kült Metropolis filminden esinlenerek hazırlanan klip, pornografik öğeler taşıyordu. Ortalık yine karışmış, Madonna yine çapraz ateşe hattına girmişti. Madonna, frene basmadan yoluna devam ediyordu. Bu sefer iç çamaşır tabusuna saldırıyordu pop konserlerinin seyrini değiştiren Blonde Ambition turnesinde.

Jean Paul Gaultier tasarımı huni sutyen kostümüyle insanların kıyafetlerin altına giydiği parçaları bu sefer o dışarı taşımıştı. Müzikal tadında olan konserinde daha da ileri giderek sahneye yatak getirterek sahnede binlerce kişinin önünde mastürbasyon sahnesini icra edince konserleri başta İtalya olmak üzere birçok ülkede ya yasaklandı ya da sansürlenmesi için uyarı aldı. Madonna, yine hiç umursamadan o sahnesini icra etti ve sahneye karşı çıkanlara “Sanat sansüre uğramaz. Sanatsever değilsiniz” diye savundu yaptığını.

1990 yılında işler iyice çığırından çıkıyordu. Yayınladığı ilk best of albümünden çıkardığı ilk kırk beşliğinin klibi, MTV tarafından fazla ateşli bulunarak yasaklanmıştı. Sebebi ise merak ediliyordu. Madonna, klipte bir otelde her odada farklı cinsel tatmin yaşayan bir kadının hayal dünyasını anlatıyordu. Yani yatak odasına girmişti bu sefer.

Bekaret, kürtaj, din derken bu sefer yatak odası Madonna’nın ateş hattına girmişti. Klip ortalığı karıştırmıştı. Fakat Madonna, bu krizi de fırsata çevirmiş ve klibi video kaset olarak piyasaya sürdü. Tek kliplik bu video tüm zamanların en çok satan video kaseti oldu. Tahminlere göre dünya çapında 15 milyondan fazla sattı. Yapılan bir araştırmaya göre bu kaset, Arap ülkelerinde el altından yüksek tutarlar karşılığında satılmıştı. Kimde var bir türlü bilinmiyordu.

Asıl yatak odası darbesi, 1992 yılında yayınladığı ve tüm zamanların en cüretkâr, ama bir o kadar da sansasyonel albümü Erotica ile gelmişti. Albüm öncesi Madonna, şu anda basılmayan ama basıldığı yıl 1,5 milyon satarak en çok satan fotoğraf kitabı olan SEX kitabını yayınlamıştı. Cinsel fantezileri ele alan kitap, ortalığı ayağa kaldırmıştı.

İnsanlar bu kitaba sahip olabilmek için adeta birbiriyle savaşıyordu. Madonna, yatak odasını kullanarak bu sefer tam da AIDS çağında büyük bir cinsel devrim yapıyordu. Kamçılar, kadın-kadına ilişkiler, olgun erkeklerle pozlar derken kitap, yatak odalarında yaşanan cinselliği ve fantezilerini hedefe koymuştu. Kitabın yarattığı şok geçmeden Erotica albümü gelmişti. İnsanlar, şok üstüne şok yaşıyordu. Yaptığı darbe üstüne darbelerle dünyayı kökünden sarsan Madonna’nın daha ne kadar ileri gideceği merak konusuydu artık. “Muhteşem Edepsiz” lakabı üzerine yapışmıştı. O dönemlerde “Marilyn’i kurban ettiniz ama beni edemeyeceksiniz” diye söylemişti.

ANNELİK

1990lı yılların ortasından itibaren Madonna da büyük bir değişim başladı. Önce Evita rolü, ardından anne olması derken, tabulara saldırarak kariyerini inşa eden bir kadın, bu sefer hiçbir tabuya saldırmıyor görünüyordu. Oysa durumun öyle olmadığı anlaşılıyordu. Kızının babası Carlos Leon ile evlenmeyi reddeden ve bir müddet sonra da “Negatif enerjisi beni boğuyor. Evimde negatif enerjili insan istemiyorum” diyerek kapı dışarı etmişti adamı.

“Kızımı bekar bir anne olarak büyüteceğim” diyerek bu sefer çekirdek aile kurumuna saldırıyordu Madonna. Çocuk doğurmak ve büyütmek için evliliğin gerekli olmadığını savunuyordu. Muhafazakâr çevreleri yine çıldırtmıştı. Kızının ondan alınmasını isteyenler şikayetler yağdırıyordu ama Madonna bu konuda da pes etmedi. Feministlerin desteğini de arkasına alarak herkese meydan okuyor ve dediğini tekrarlıyordu.

YENİLİĞİN TANRIÇASI

Kısıtlı bir çevrede dinlenen elektronik müziği ana akıma getirmeyi başaran Madonna, her albümü ve klibiyle değiştirdiği imajıyla da devrim yaratmış ve adı Yeniliğin Kraliçesi veya Yeniliğin Tanrıçası olarak anılmaya başlamıştı. Çekimleri, kıyafetleri, pozları belki de dünyada en çok kopyalanan kişi Madonna’ydı Lady Diana’dan sonra. Öyle ki birçok ülkede o ülkenin sanatçıları Madonna’nın kendinde uyguladığı tarzları kendine de uyguluyordu. Kiminde eğreti duruyor, kiminde de cuk diye üzerine oturuyordu bu adaptasyonlar. Ne giyerse giysin ne yaparsa yapsın adeta kopyalanıyordu. Oysa unutulan bir gerçek vardı. Madonna, bir moda çekimi yaparken veya sahneye bir şov koyarken bir hikâye anlatıyordu. Hikâyenin içinden parçalar alarak kopyalanınca da o kopya oturmuyordu yerine.

POP’UN KRALİÇESİ

“Hayatıma giren her erkeği kariyerimde bir basamak olarak kullandım” diyecek kadar fütursuz bir kadındır Madonna. Erkek egemen toplumlarda ve sektörde kadının gücünü ispat etmek için sonuna kadar mücadele eden isimdir. Ve bunu başarmıştır da.

Bugün Madonna’ya, gizli örgüt olarak kabul edilen ve eğlence sektörünü yönlendirdiği iddia edilen Illimunati sözcüsü olduğu söylediğinde, bu sözlerle alay etmek için Illimunati adında bir şarkı yapacak kadar umursamaz, yaşından ve cinsiyetinden dolayı ageizm ve seksizm kurbanı olduğunu ortaya atacak kadar sivri dilli.

Şarkılarında çiçek-böcek-aşk-mutluluk yerine, insanlara kendilerini ifade etmeleri gerektiğini açıklayacak kadar yol gösterici ve akıl hocasıdır. Günümüzün pop yıldızlarının her birinin mutlaka bir köşesinde “ilham kaynağı” olarak adı mutlaka geçer. Kırdığı bariyerlerle özellikle kadınlar ve eşcinseller için kapı açan, yollarını döşeyen bir figürdür. Yaptığı işlerden, bastığı düğmelerden asla pişman olmayan, geri adım atmayan, keşkeleri neredeyse olmayan bir isimdir.

Rönesans, nasıl insanların din ile bağını kopartıp düşünmeye zorladıysa, günümüzde Madonna’nın yaptığı da budur. Öyle ki 2006 yılındaki Confession Tour’da kendini çarmıha germesine kızan Vatikan’ın “Seni aforoz ediyoruz” sözlerine “Siz beni aforoz edemezsiniz; din benim kalbimde ve içimdedir. Onu oradan sökemezsiniz ki. Siz Tanrı değilsiniz” diyerek Vatikan’ın imajını kökünden sarsan ve birçok insanı “Madonna acaba doğru mu diyor?” demesine yol açtı.

Önce insanların tabularına parmak basarak, onları bu tabuları yıkmaya zorlayan Madonna, şimdi de düşünmeye ve sorgulamaya itiyor.

Kim ne derse desin ister sevsin ister nefret etsin, kimsenin yok sayamayacağı bir figür haline geldi. 2015 yılında ABD’de eşcinsel evliliğin yasallaşması, kariyeri boyunca LGBTQ topluluğuna verdiği görünürlük desteğinin en büyük ödülü olduğu söylenir. “Madonna’nın LGBTQ dünyasına verdiği katkıyı hiç kimse vermemiştir. Onun sayesinde bugün özgürleşmeye başladık” diyen LGBTQ camiasının vazgeçilmezidir Madonna.

Erkeklerin hayallerini süsleyecek kadar dişi, kadınlara yol gösterecek kadar feminist, kadınların hayallerinin bir parçası olacak kadar da erildir.

Erkek egemen sektörde “Amerika’nın en zeki işkadını” olarak anılması boşuna değil. İstenildiği kadar ondan uzak durulsun, yapacağı bir şarkı, söyleyeceği bir söz, çekeceği bir klip ve vereceği bir konserle nötr kalmaya direnen kişiler de bile mutlaka ama mutlaka düğmeye basmayı başaran bir ikondur.

Bugünlerde genç erkeklerle yaşadığı aşklar için “Ne olmuş yani? 70 yaşındaki bir adam, 30 yaşındaki bir kadınla sevgili olunca konuşulmuyor da benim gibi 60 yaşını geçmiş bir kadının 25 yaşındaki bir adamla sevgili olması mı yanlış?” diyerek kadın erkek eşitliğine dem vuran Madonna, kadınların da tercihlerinde erkekler kadar özgür olduğunu söylüyor.

“Beni seksizm ve ageizm kurbanı yapamayacaksınız” dediğinde kimse pek ciddiye almamıştı kendisini. Oysa Madonna, aslında yıllar önce “Marilyn’i kurban ettiniz ama beni edemeyeceksiniz” demesinin bir benzerini yaşatıyordu dünyaya şimdi.

Kadınların güçlü birer savaşçı olduğunu, istedikleri hakları elde edene kadar da bu uğurda savaşacaklarını ilan eden bir başkomutan edasıyla yoluna devam ediyor ve önüne çıkan her engeli, her bariyeri eze eze geçiyor.

Aziz Doğdu

Çevirmen – Gezgin

İletişim için:

İnstagram: @azizdogdu

Yazar: azizdogdu@outlook.com

Editör: editor@objedergi.com

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

Sitemize e-posta ile kayıt olarak bildirim alabilir, yeni yayınlanan makaleleri e-posta hesabınızdan takip edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: