Bahçıvan Grup
Aziz'in DünyasıGeziKÜLTÜR

Hong Kong Tütsü Limanı Bölüm.5 – Wan Chai ve Zenginliğin Simgesi Stanley Bay

Wan Chai

VII
Hong Kong’un ilk yerleşim yerlerinden biri Hong Kong Adası’ndaki Wan Chai. Burada hükümet binaları ve yüksek mahkeme de dahil hemen hemen Hong Kong’da bulunan tüm konsolosluklar ve ülke temsilcilikleri var. İngiltere ve ABD gibi bazı ülkelerin konsoloslukları elçilik görevi görerek, diğer özerk bölge olan Macau’yu da görev sınırları içine dahil etmiş.

Hong Kong’un en endüstrileşmiş bölgesi olan Wan Chai, Asya’nın en büyük kongre ve sergi merkezlerinden birine ev sahipliği yapıyor Victoria Harbour’ın yanı başında. Hong Kong Adası, aynı zamanda merkez olarak da kabul ediliyor.

Golden Bauhinia Square

 

Kongre merkezinin ön kapısında sadece Hong Kong ikliminde yetişen ve bir orkide çeşidi olan, aynı zamanda da Hong Kong bayrağında da kullanılan bahunya bitkisinin altın kaplama heykelinin bulunduğu Golden Bauhinia Square var. Hong Kong, Çin’e devredilirken devir teslim merasimi burada yapılmış. Bu meydan aynı zamanda Çin yeni yılının ikinci günü havai fişek gösterilerinin olduğu yer.

2016’da Tokyo’dan Hong Kong’a geri döndüğümde bu sefer Kowloon’da değil, Wan Chai metro durağına çok yakın bir otelde kalmıştım. Hong Kong Adası’nı Kowloon’a nazaran daha çok benimsedim. Hani o bahsettiğim bağlantı var ya, hah işte onu burada derinlemesine yaptım. İkinci kez geldiğimde burayı mutlaka görmeden gidemezdim.

Hawaii

Hawaii’de yaşayan arkadaşım “E, Hong Kong’a kadar geldin madem bana da gelsene” diye sitem edince birkaç günlüğüne Hong Kong’a ara verdim ve Tokyo aktarmalı Honolulu’ya gittim. Pasifik Okyanusu’nda yüzmek de nasip oldu ya bana, artık ölsem de gam yemem. En tuhafıma giden de Pasifik Okyanusu üzerinde tam Japonya ve Hawaii arası uluslarası zaman döngüsü yer alıyor. Greenwich’e göre artıda iken okyanus üzeri birden bire eksiye, yani bir önceki güne geçiyorsunuz. Tokyo’da öğlen bindim uçağa, yedi buçuk saat sonra falan Hawaii’ye indiğimde uçağa bindiğim saate sanki vardı. Bir önceki güne geçmiştim. Sanki zamanda yolculuk yaptım. Tuhaf bir histi. Yaşayabilenin bunu yaşamasını tavsiye ederim.

Hong Kong’a Dönüş

5 günlük Hawaii gezim sonrası, ki Hawaii öyle beni pek etkilemedi ne yalan söyleyeyim. Hong Kong resmen beni çağırıyordu. Minik bir aradan sonra yeniden bağlantımı kurdum burayla. Kendimi attım Hong Kong Adası’na iki günlük dinlenmeden sonra. Tung Chung’dan metroya binip Hong Kong durağında indim.

Hong Kong durağı, aslında merkez istasyon. Ama Hong Kong durağında inip aynı yer altı geçidinde yürüyerek ya diğer hatlara ya da Central Station’a yolunuza devam edebilirsiniz. Durak o kadar büyük ki bir an Hong Kong’u yürüyerek tura çıktım sandım.

Admiralty durağına kadar metroyla devam ettim ve Pacific Place adlı alışveriş merkezine çıktım. Kapıdan çıkarak istikamet Wan Chai yaptım. Unutmadan hatırlatayım. Hong Kong’da metronun mavi hattının son durağı Chai Wan; sakın Wan Chai ile karıştırmayın. Queen’s Road üzeri yürüyerek Wan Chai’ya geldim. Bu arada Hong Kong’da bir de tramvay var. İngiliz sömürgesiyken 1902 yılında kurulmuş. Vızır vızır işliyor.

Hennessy Road

Tramvaya binmektense yürümeyi tercih ederek Hennessy Road üzeri Times Square’e geldim. Burası tek kelimeyle muazzam. Her bir köşesinde bir alışveriş merkezi, her bir alışveriş merkezinin içinde de dünyaca ünlü lüks markalar. Dolaş dolaş bitmiyor. Ben gittiğim zaman Çin yeni yılı nedeniyle Kanton (Hong Kong’daki Çinlilerin konuştuğu ve diğer adı geleneksel Çince olan lehçe) operasında kullanılan el yapımı baş aksesuarlarının sergisi vardı. 50-60 yıllık bu kafalıkların sergilendiği alana girmek için bir müddet bekledim. Kuyruk uzun.

Oradan Times Square’i geçince Lee Gardens’ın orada bir sokak arası pazarı var; orayı bulunca hemen girdim içeri. Aman Tanrım! Kendimi kaybettim adeta. Yok yok burada da. Kendime birkaç bir şey alarak pazardan çıktım ve yine Hennessy Road üzeri aşağıya doğru yürüdüm geze geze.

Dedim ya Hong Kong Adası’nı diğer yerlerden daha çok sevdim diye. Hem merkezi, hem atraksiyonu bol, hem rengarenk.

Hong Kong Adası’na doymadım ve ertesi günü yine attım kendimi oraya. Bu sefer Times Square’i de geçerek Hong Kong Merkez Kütüphanesi’ne geldim. Muazzam bir yer yapmışlar. Oradan döndüm ve bu sefer Times Square’in karşı tarafında yer alan bölgeyi gezdim. Pazarının olmaması harici yine rengarenk, yine heyecan vericiydi burası da.

Hong Kong’da yaşayacak olsam kesinlikle Hong Kong Adası derdim. İstanbul’un Teşvikiyesi neyse burası da benim için aynı derecede. Kalabalık, heyecan ve lüks. Yeme yanında yat işte.

Stanley Bay

VIII
“Geldiğinden beri fellik fellik geziyorsun tek başına. Bir yerlere de beraber gidelim” diye bir de azar işittim kardeşimden. Peki diyerek nerelere gideceğimizi sordum. “Shek O’ya gideceğiz” dedi. Shek O (kayalıklı koy), Hong Kong Adası’nda yer alan bir sahil kasabası. Yazları burada iğne atsan yere düşmüyormuş. Güzel bir koy. Buraya gelmek için Central Station’da Shek O istikametine ya da Clear Water Bay tarafına giden otobüs veya minibüslerle gelmek gerek. Aslında bir balıkçı köyü; ama temiz plajı ve suyu nedeniyle çok popüler yerel halk arasında. Bana biraz Ağva’yı anımsattı.

Shek O’dan çıktık ve Hong Kong sosyetesinin yaşadığı ama sahili, şehirdeki en eski tapınak Tin Hau Tapınağı, kafe ve barlarıyla müthiş bir yer olan Stanley Bay’e geçtik. Stanley Bay’in anısı Hong Konglular için büyük önem taşıyor. İkinci Dünya Savaşı esnasında Japonlar buradan girerek işgal etmişler Hong Kong’u. Müttefik Güçleri, burada en ağır çarpışmayı yaşamış ve kayıpları çok olmuş. Japonlar, hava saldırısına buradaki tapınağı bombalamışlar ama bombalar isabet etmemiş. Tapınak hiç zarar görmemiş. Zaten denizden gelen bir azize olarak kabul edilen Tin Hau, bu tapınakla onurlandırılmış yüzyıllar önce. Bu tapınak da zarar görmeyince iyice kutsallaşmış insanların gözünde.

Stanley Bay’e Central Station’dan 260 Stanley otobüsüne binerek Deep Water Bay ve Repulsive Bay üzeri de geliniyor. Derp Water Bay, Hong Kong’un milyarderlerinin çoğunun yaşadığı yer. Stanley Bay’e gelince orada yemek yememek olmaz elbette. Erken saatlerde gelip pazarını gezerek sonra da Murray House ve Pasifik Okyanusu’na karşı yemeğinizi yiyebilir, içkinizi içebilirsiniz. Ben Stanley Bay’in pazarını seviyorum. Dingin bir akışı var buradaki pazarın. Geçen geldiğimde buradan çok güzel, kaliteli yağmurluklar almıştım. Kış sezonu diye koymamışlar, Nisan gibi yeniden çıkartacaklarmış. Buruk buruk gezdim pazarı ben de. Birkaç ufak tefek şey alıp Tin Hau Tapınağı’nın oradaki alışveriş merkezine gittim.

Alışveriş merkezini işleten şirket, dünyanın birçok rekorunun da sahibi. Bu rekorlar bildiğimiz gibi insanlarla değil, köpeklerle kırılmış: Dünyanın en büyük köpek yoga sınıfı, dünyanın en kalabalık köpek traşı gibi her sene hemen hemen bir rekor kırılmış. Çoğunluğu üst sınıf olan ve burada yaşayan Hong Konglu ve yabancıların çoğu köpekleriyle bu rekor denemelerine katılmış. Bu yıl da dünyanın en kalabalık köpek fotoğrafı rekor denemesi yapılacaktı Nisan ayında. Umarım başarılı olurlar.

Stanley Bay’den otobüse atlayıp tekrar Central Station’a gittim. O sırada kardeşim aradı ve Kowloon Bay’de yer alan IKEA’ya gideceklerini, evleri için birkaç eşya alacaklarını söyledi. Taksiye atladım ve Mega Box denen alışveriş merkezine gittim. IKEA bildiğimiz gibi işte. Anlatmama gerek yok. Hong Kong’da taksiler gece tarifesi uyguluyor bu arada. Uber daha avantajlı gece kullanım için.

Discovery Bay

Sabah kalktık ve kardeşim “Discovery Bay’e gidiyoruz” dedi. Discovery Bay de Stanley Bay gibi. İnce kumlu bir sahili var. Sahilin hemen yanında Discovery Plaza hem alışveriş merkezi hem de bar, kafe ve restoran cenneti. Arabayla girmek yasak. Bir tek otobüs gidiyor. Tung Chung metro istasyonudan çıkıp otobüs duraklarına gidiyor ve oradan DB otobüsüne biniyorsunuz. Hong Kong Özel İdari Bölgesi hükümeti burayı doğal park ilan etmiş ve korumaya almış.

Lantau Island’in %50’si doğal park. Adanın güney ucu Çin beyaz yunuslarının bulunduğu yer. Bir diğer adıyla pembe yunuslar. Çin devleti ve Hong Kong hükümeti, beraber uyguladıkları programla bu pembe yunusları koruma çalışmaları başlatmış. Çin’in nesli tükenmekte olan pandalara uyguladığı üreme programının bir benzerini bu pembe yunuslara da uygulamaya çalışıyorlar. Eğer başarılı olurlarsa ki sanıyorum olacaklar, pembe yunuslar çoğalacak ve nesli korunmuş olacak.

Tai Tung Shan

Ada, Hong Kong’un en büyük adası ve burada şehrin üçüncü yüksek dağı olan Sunset Peak (Tai Tung Shan) var. Burası doğa yürüyüşleri yapmak için çok uygun. Zaten dünyaca da biliniyor bu.

Hong Kong denilince akla sadece gökdelenler gelmiyor elbette. Düzlüklerin az olması nedeniyle yerleşimin dikey yapıldığı şehirde bir diğer tanınmış ve bir zamanlar dünyanın dışarı bulunan en büyük Buddha heykeli olan da Lantau Adası’nda. Ngong Ping Platosu’ndaki budist manastırının oradaki bu dev oturan Buddha heykeli de Hong Kong’un simgelerinden. Buraya Tung Chung metro istasyonun oradaki Ngong Ping 360 ile teleferiğe binerek ya da otobüsle iki saatte gidiliyor. Bu bronz Buddha heykelini görmeye gidecektim ama sonra vazgeçtim. Hava rüzgarlı ve hafif de yağmurluydu. Sonra da “Bir dahaki sefere kalsın; Hong Kong’u hemen tüketmeyeyim” diyerek sonraya sakladım. Nasılsa artık bir ayağım burada olacak. Ama mutlaka Ngong Ping Platosu, o manastır ve dev Buddha heykeli görülmeli.

Devam edecek…

Önceki Bölüm Hong Kong Tütsü Limanı Bölüm.4 – Kowloon Adası ve Disneyland için Tıklayın.

Aziz Doğdu

Çevirmen – Gezgin

Sorular ve yorumlarınızı sayfanın altındaki iletişim kutusundan bize kolayca iletebilirsiniz.

İletişim için:

İnstagram: @azizdogdu

Yazar: azizdogdu@outlook.com

Editör: editor@objedergi.com

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: