Bahçıvan Grup
AKTÜELGündemÖzlem YıldırımYAZARLAR

Bugün HIDIRELLEZ Bayramı – BİR DİLEK TUT!

Bir kış daha bitti ,ilkbahar geldi havalar ısındı. İçimiz kıpır kıpır.Bahar mevsiminin son ayının ilk haftası yani, 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece yani bu gece, aslında bir taraftan da yazın müjdecisi Hıdırellez Bayramıdır.

Yüzümüzü artık güneşe döndürdüğümüz, içimizi ısıtan dileklerimizi kağıtlara çizip sarıp sarmalayıp, önceden tespit ettiğimiz gül ağacına, gül ağacı yoksa herhangi bir dala asıp, içimizde yeni umutlar yeşerttiğimiz gün bugün.

Hıdırellez nedir diye bakacak olursak; Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu, Anadolu ve Balkanlar’da kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Hızır Günü olarak adlandırılan Hıdırellez Günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştuğu gün olarak bilinir. Kökenine baktığımızda tahminlere göre Mezopotamya’ya kadar dayandığı öne sürülmekte.

Bu gece, Hızır’ın yeryüzünde dokunduğu, gezdiği her şeye bereket getireceğine inanılır. Çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır.

Bu inanışla, gün içerisinde yazın gelişi kutlanır. Danslar edilir, ateşler yakılır, yakılan ateşin üzerinden atlanır. Akşam ezanı sonrası ise dilekler çizilir, hatta dileğin içine, o kişiye aynı zamanda bereket getirsin diye para sarıldığı bile görülmektedir.

Hiç üşenmeyip bir keyif, bir umutla gideriz, dileğimizi ağaca asarız, hava aydınlanırken uykudan uyanır dileğimizi alırız. Çünkü; inanışa göre, güneşin dileğimizin üzerine doğmaması gerekir. Akabinde o dileği akan temiz suya atarız. Deniz, nehir, her nereyeyse atar, binbir umutla dileğimizin suyun içerisinde süzülüşüne bakarız.

Aslında Hıdırellez sadece Türklere özgü bir bayram olmamasına rağmen, sadece biz de bu denli kutlanıyor. Çünkü bizler duygusal insanlarız. Bolluk, bereket bizim için önemli. Dilek dilemek, buna inanmak, bizim manevi duygularımızı harekete geçiren, içimizde ümit yeşerten, kısaca mutlu eden ritüellerimizden.

Ya kendimiz çizeriz dileğimizi ya da annemiz bizim için kurduğu hayali çoktan çizmiştir. Çoğu da aynıdır çizilen hayalin. Dileği açsanız, kim çizmiş anlarsınız. Mesela her kadın, çocuğu okul çağındaysa bir üniversite konduruverir resme, okulu bitmişse çocuğun, hemen bir masa çizilir, hatta arkada Atatürk tablosunu çizmeyi bile unutmazlar. Bu şu demek; masa başı bir işe girsin. Belki bir ev, bir araba, hatta dolarlar, altınlar çizenler olduğunu da duymuşuzdur.

Çoğu genç kızımız, suya attığı dilekte, sevdiği adamı çöp adam haliyle çizmiş, kendini de yanında gelinlikli Safinaz olarak konduruvermiştir. Bu kızcağız bir de dileğinin korkusunu yaşar. Çünkü; es kaza biri yanlışlıkla açarsa dileği, çöp adam ortaya çıkacaktır, aman kimse görmesin dileğini diye gizli gizli saklar. İşte bugün, sınırsız dilek tutup, tuttuğumuz dileği kağıtlara çizip, bir dala asacağımız gün.

İçinde bulunduğumuz ortam, kırlarda koşturup, ateş yakıp, etekleri savurarak ateşin etrafında dans etmeye izin vermiyor ama, hayaller kurmaya, o hayalleri avuç içi kağıda sığdırmaya engel değil ki! O zaman haydi kalkalım, içimizdeki umudu tekrar yeşertip, sınırsız hayal kurma özgürlüğümüzü yaşayalım bugün. Herkesin bir gün kendi hayaline kavuşması dileğiyle…

Hazırlayan: Özlem Yıldırım

İletişim: ozlem.yıldırım@objedergi.com

Editör: editor@objedergi.com

 

İlgili Makaleler

İçeriğe yorumunuzu yazabilirsiniz.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: